Emniyette Şube Müdürlerinin Yeri Değişti.
 İl Genel Meclis Başkanı Av. Özkan Doyğun’a Onur Ödülü
21 Mayıs Dünya Süt Günü Kutlanıyor
Nurgözde Sıla Özlemi Şenliği
Bu yazı 07 Şubat 2012, Salı 12:15:31 tarihinde eklendi. 2236 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Onlar mı Daha Çok Emin Biz mi ? - Mustafa Avcı

Kişi başkalarının ailesini de, kendi ailesi gibi gözetmeli, ırz ve namusunu korumak için elinden geleni yapmalıdır. Atalarımız bu hususta destanî örnekleri sergilemişlerdir.
Onlar mı Daha Çok Emin Biz mi ?

 

       Kişi başkalarının ailesini de, kendi ailesi gibi gözetmeli, ırz ve namusunu korumak için elinden geleni yapmalıdır. Atalarımız bu hususta destanî örnekleri sergilemişlerdir.

İnsan dini, namusu, haysiyeti, şerefi ve mukaddesatı için yaşar. İnancını kaybetmiş namus duygusunu yitirmiş kişi ve toplumlar acaba neye yarar?

            Yemek ve içmekten, şehvanî arzularını yerine getirmekten ibaret olan bir yaşantı hayat değildir. Ancak ki insanın bedenine ve maneviyatına zulümdür.

            Onun için insan hem kendi inancını ve namusunu, hem de akraba, eş dost, arkadaş ve tüm insanların din ve namusunu, ırzını korumayı kendisine şiar edinmedikçe ve bu hususta gereğini yerine getirmedikçe insanlık vazifesini yapmış olamaz!

Bugünkü köşemde sizlerle gerçek yaşanmış bir hikâyeyi paylaşmak istiyorum. umarım sizinde hoşunuza gider ve ibret alırız.

Birinci Cihan savaşı yıllarında genç bir delikanlı askere alınır. Yaşlı bir annesi, genç bir hanımı ve küçük bir çocuğu vardır. Bunları emanet edecek yakın bir akrabası olmadığından kara kara düşünmeye başlar o anda aklına babasını çok sevdiği dostu aklına gelir ve baba dostu olan o dama varır, anne, hanım ve çocuğunu ona emanet eder.

            Baba dostu komşusu yaşlı zat seve seve bu emaneti, bu vazifeyi yaşlı omuzlarına yüklenir.Uzun savaş yılları bitmek tükenmek bilmez. Gencin askerlik yılları uzadıkça uzar. Bu arada yaşlı baba dostu, ailenin bütün maddi ihtiyaçlarını karşılar. Küçük çocuğun terbiyesi ile meşgul olur.

Her hangi bir tasallut olmaması için günlerce, aylarca, hatta yıllarca göz kulak olur.  Geceleri evin etrafını dolaşır, kontrol eder. Bu durum gencin askerden dönmesine kadar böyle devam eder gider.

Genç askerden gelince, Baba dostu ihtiyar zat Allah Teâlâ’ya Hamdi senalar eder. Kendisine emanet edilen bu üç can’a hiç bir zarar gelmeden vazifesini yaptığı için Rabbine şükreder.

            Genç’e, evladım hoş geldin, sefalar getirdin. Vatan için, bizim için nice sıkıntılara katlandın. Şuanda ailene kavuştun. Benim üzerimden çok ağır ve mesuliyetli bir yükü almış oldun, der.

            Genç çok sevinir ve bu baba dostunu bir baba gibi ömrünün sonuna kadar gözetir ve saygıda kusur etmez.Onu her gün ziyaret ederek dualar eder.

İşte o atalarımız böyle dostluklar, böyle arkadaşlıklar ve komşuluklar kurmuşlardı. Onlar emin insanlardı. Arkadaşının, komşunun, din kardeşinin ve hatta gayri Müslim komşularının bile ırz ve namuslarını kendi namusları gibi bilir, onları kendi aileleri, kızları, gelinleri gibi görür ve korurlardı.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şu buyruğu onlar için bir hayat tarzı olmuştu.“Müslüman Müslümanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir. Mümin müminlerin canlarını ve mallarını emniyet ettiği kimsedir. O Atalarımızın yaptığı işlerle bizim yaptığımız işleri kıyas edersek. İster istemez karşımıza büyük uçurumlar çıkıyor. Koskoca mahalledeki insanlar birbirlerini ahlakı yapılarına varıncaya kadar biliyorlarmış. Biz ise o nimetten hiç haberdar değiliz. Apartman da ki kapı komşumuzu bile tanıyamıyoruz yorumu size bırakıyorum.

                                                                   

Yazdır Paylaş
Diğer Mustafa Avcı Yazıları

GaziSOFT Php Profesyonel Haber Yazılımı
haberler