Emniyette Şube Müdürlerinin Yeri Değişti.
 İl Genel Meclis Başkanı Av. Özkan Doyğun’a Onur Ödülü
21 Mayıs Dünya Süt Günü Kutlanıyor
Nurgözde Sıla Özlemi Şenliği
Bu yazı 05 Şubat 2012, Pazar 14:00:31 tarihinde eklendi. 2785 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

BEŞER ESED FACİASI - Serdar A.İşler

Suriye’nin Humus kentinde güvenlik güçlerinin yani devletin açtığı ateş sonucu üç yüzden fazla kişi hayatını kaybederken, beş yüzden fazla kişi yaralandı.
BEŞER ESED FACİASI

Ajanslara son dakikalarda düşen bir haberi aynen aktarıyorum:
Suriye’nin Humus kentinde güvenlik güçlerinin yani devletin açtığı ateş sonucu üç yüzden fazla kişi hayatını kaybederken, beş yüzden fazla kişi yaralandı.
Emin olun bu vahşeti ne vahşi diyerek hakkını yediğimiz timsah yapar; ne aslan, ne de benzeri hayvanat cümlesi…
Bu vahşeti yapsa yapsa İblis’in Kan Dökücü diyerek önünde diz çökmeyi reddettiği insan denen varlık yapabilir.
Kudurmuş askerleriyle kendi halkının üzerine ölüm kusan Beşşar Esed denen anakonda, tarihe devlet vandalı olarak geçen Hafız Esed’in oğlu Beşşar Esed adıyla anılan vampir yapar.
Ama ne yazık ki dünya tarihi sadece Beşşar Esed’e şahit olmadı.
Kaddafi, Stalin, Hitler, Neron, Kazıklı Voyvoda, Saddam Hüseyin sömürü ve işkence tiyatrosunun sadece birkaç figüranı…
Bugün için Suriye’yi ve onun talihsiz ve vicdansız devlet başkanı Esed’i gündeme getirmemizin sebebi malum. Hem komşumuz, hem de cinayetler gözümüzün önünde, pervasızca işlenmekte. Elbette buna kimsenin gönlü razı olmayacağı gibi vicdanı da izin vermez.
İyi de Beşşar Esed denen aymazın gözü neden döndü?
İşte bunun izahı uzun iş!
Kısa yoldan izahına çalışayım.
Sınırları masa başında çizilmiş I. Dünya Savaşı sonrası promosyon kabilinden ortaya konan uydurma coğrafyalarda, uzaktan kumandalı darbelerle başa getirilmiş, genellikle azınlık kesimleri temsil eden Kovboy liderlerle yönetilen devletlerin makus kaderidir işkence ve katliamlar.
Düz mantıkla düşünürseniz bunun başka bir çıkar yolu olmadığını rahatlıkla görebilirsiniz.
Bütün canlılar tabiatlarının gereğini yaparlar.
İnsan bütün canlıların olumlu ve olumsuz yönlerini barındıran evrimin son versiyonu bir varlıktır.
Belki bu gizin, bu itirafın ortaya çıkmaması ve insanın kendinden nefret etmemesi için aklı evvel birçok kişi Don Kişot gibi hayali bir evrime saldırmakla zaman geçirmeyi matah kabul etmektedir.
  Beşşar Esed birçok devlet başkanı gibi iktidarda olsa da muktedir değildir. Promosyon kovboyu benzeri liderler gibi küresel sermayenin gemini taşımakta ve onların emir kumandasıyla güdülmektedir.
Devletlerarası arenada Çin’in iyice ağırlığının hissedildiği Sovyet’in piyasadan çekilmesiyle güçlenen Euro’nun Amerika’nın canına ot tıkamaya başladığı bir dönemde dünya ekonomisi mini bir buzul çağı yaşamaktadır.
Bu engelin aşılabilmesi ancak kontrollü bir küresel ısınmayla yani başka bir ifadeyle savaşla mümkündür.
Savaş insan toplumlarının en büyük en tesirli ve kesin sonuçlu bir tedavi yöntemidir. Bu bağlamda savaşın yararları saymakla bitirilemez. Yeter ki adam gibi inandırıcı ve güdülen inançlı kalabalıkların vicdanını kandırıcı bir sebep bulun.
Devir, kurdun mantığıyla savaş çıkarmaya uygun bir çağ değil. Her ne kadar istisnasız bütün toplumlar ve yine aralıksız tarih boyunca etnik ve mistik temelli ideoloji ve politikalarla koyun modunda uyuşturulabilmişse de son dönemde büyük gelişme gösteren kitle iletişim imkânları sayesinde bu kirli ve kanlı oyunu fark edenlerin sesleri huzursuzluk yaratmaktadır.
Minareyi çalmadan evvel kılıfını hazırlayın, yeter.
Toplumlar koyun gibi yutar. Zaten yedi milyar insan içinde kendi beyniyle düşünebilen yetmiş bin kişi ya bulursunuz ya bulamazsınız.
Tüm insanlık putlaştırdığı politik ve ideolojik önderlerinin ya da çıkarlarını tatmin eden duygu sömürüsünü dillendiren ulusal ve mistik kanaat önderlerinin peşinde kuru yaprak gibi sürüklenmekte.
Ne acıdır ki aynı zavallılar bu sürüklenişi bir ibadet kabul etmektedir.
Atom bombası bile bu uykuyu çözemez. Çünkü insanlardaki önyargıları parçalamak atomu parçalamaktan daha zor der Einstein.
Bir topluma hidayet mi götürmek istiyorsunuz ya da mesela demokrasi mi; tamam işte size cillop gibi bir savaş sebebi.
Vurun demokrasi düşmanına! Vurun kendi menfaatlerinizi tatmin etmeyen inançları taşıyan kâfirlere! Ölürseniz şehitsiniz; Cennet ganimetinizdir. Yok kalırsanız gasp ettiğiniz pardon fethettiğiniz toprakların yer altı ve yer üstü kaynakları ananızın ak sütü gibi helaliniz ve dahi ganimetinizdir.
İşte Beşşar Esed’in kudurma sebebi budur.
Olayın bir de İran İsrail boyutu var ama onu başka bir yazıda ele alırım.
Çok yakın bir gelecekte BOP bölgesi merkez olmak üzere yakın doğu hattında bir blok oluşturularak üçüncü dünya savaşı bu bölgeden beslenecektir.
İnanmazsanız inanmayın.
Ben de bütün inanır cephelerinin birbirine dediğini derim. Allah hidayet versin.
Her an her şey olabilir.
Çünkü herkes karşısındakine göre hem anti demokratik, hem de acilen hidayete ihtiyacı bulunmaktadır.
Siz inançlarınızı ve demokrasi anlayışınızı değiştirir misiniz? Hayır değil mi? Değil değiştirmek beynini tabularla mayınlamış insanlığa meşhur Tebliğ vazifenizi bile ifa edemezsiniz.
O zaman geriye tek yol kalıyor. O da savaş!
Beşşar Esed bu görevi hakkıyla yapıyor. Hepsi bu.
Yoksa aslında kudurduğu filan yok.
Şunu da eklemeden geçemeyeceğim. Dünya tarihinde rejimini ve iktidarını birtakım tehlikelere karşı korumak yalanı ve maksadıyla bu tür katliamları yapmamış olan kaç devlet vardır; o konuda ciddi şüphelerim var.
 

Yazdır Paylaş
Diğer Serdar A.İşler Yazıları

GaziSOFT Php Profesyonel Haber Yazılımı
haberler