Makam ,mevki ,maddi değerler,dünyada nemalanma uğruna kimliklerini satarak, camialarına ihanet edenlere;yiğitlerin ölmeyeceğini belgeleyen adam gibi bir adamdı,O
Makam ,mevki ,maddi değerler,dünyada nemalanma uğruna kimliklerini satarak, camialarına ihanet edenlere;yiğitlerin ölmeyeceğini belgeleyen adam gibi bir adamdı,O. Yandaşları iktidar olunca mücadelesini unutarak, yandaşın yaptığı zülüm zülüm değildir anlayışına bürünen sendikacılar karşısında;mazlumlardan yana gücünü inancından alan örnek bir sendikacıydı, O. Postallar sokakları işgal edip aydın geçinenler tank sesleriyle uyumlu koro oluşturduklarında; askeri mızıkaya dur diyebilen halkın tek kahraman şefiydi, O. Komutla hareket edilen ve top gürlemesiyle bütün seslerin kısıldığı bir dönemde; Hakkın ve haklının susturulamayan gür sesiydi ,O.Zoru görünce dostlarını satmaktan çekinmeyenlerin karşısında; ahde vefa timsaliydi, O.Silahlılar kapılara dayandığında, yaşadıkları toprakları terk edenlerin aksine; toprağından ve mücadele sahasından sökülemeyen bir çınardı, O. Müslüman olmanın suç olduğu ve muharref İncillerin sokaklarda dağıtıldığı bir dönemde; Kuran’ı sokaklarda dağıtarak komploculara ve yerli misyonerlere meydan okuyan tebliğciydi, O. Güçlüden yana olunan bir dönemde; haklıdan yana olmanın izzetini ve şerefini dik tutan kahramandı ,O.Manşetlerin kışlalarda atıldığı bir dönemde; halkın özgür gündemiydi, O. Adaletin birifinklerle katledildiği bir zamanlarda; adaletin cesur savcısıydı, O.Kısacası haksızlık karşısında susturulamayan bir mücadele insanı,örnek bir Müslüman, gerçek bir sendikacı ve yiğit bir insandı, O. Göç ettiğini duyduğumda, yüreğimi yakan yiğit ağabeyimdi,O. Onun gibi yiğitlerden sonra “bir yıldız daha kaydı” derler.Bizim yıldızlarımız kaymaz. Gökyüzündeki kıyamete kadar sürecek yerini alırlar. Onun için yiğitler ölmez. Mustafa BAŞOĞLU’nu tanımayanlar için başörtüsü zulmünün en çetin şekilde sürdüğü bir dönemde, Sivas Cumhuriyet Üniversitesinde direniş gösteren İlahiyat Fakültesi öğrencilerinden İsmail YAĞMUR kardeşimin anısını şiirsel anlatımıyla sizlerle paylaşmak istedim;
“Bir soğuk Sivas günü idi,
Elinde kitapları ve yüzündeki direniş izleri…
Öldürücü soğuğa rağmen etrafındaki öğrencilere bir şeyler anlatıyordu…
Yaklaştıkça yanına, heyecan vardı sesinde…
Hakli olmanın verdiği güven vardı…
İnancın gür sesi hissediliyordu…
Ankara’dan gelmişti…
İnancı uğruna sınıflara girmeyen bir avuç öğrencinin mücadelesini duymuş,
Duyduğu bu habere binaen çıkmış Sivas’a gelmişti…
Kim olduğunu, ne is yaptığını bilmediğim bir destekçi idi…
Dinledikçe Sivas’ın öldürücü ayazında,
İçimiz ısınıyordu…
Ruhumuz ısınıyordu…
Etrafımızı sivil polisler çevrelemişti…
Alkış sesleri yükseliyordu…
Kar taneleri yükseklerden inerken
Dualar yükseklere çıkıyordu…
Sizinleyim diyordu, sizdenim diyordu…
Nerede zulüm var ise mazlumun yanındayım diyordu…
Sivas’ın soğuğunda bir ayaz bir de bu insan bizimle idi…
Arkadaşların bazısı gözyaşlarını tutamıyordu.
Soğukla birlikte gözyaşları yanağına akmadan donuyordu…
O konuşurken bazen ağlamaklı, bazen bağırmaklı konuşması ile
Donan gözyaşlarına katık oluyordu…
Sıcak bir çay ikram edildi ancak almadı:
“Ben üşümeye geldim, üşüyen başörtülüler ile birlikte üşümeye geldim
Hukuksuz olana dur demeye geldim, İbrahim’e yakıt değil su götürmeye geldim,
Burada kardeşlerim soğukta üşürken ben çay mi içeceğim”diye reddediyordu…
Sonra tanıttı kendisini tekrar:
Ben Mustafa BASOGLU…
Sağlık Is sendikası Başkanı…
Mazlumun arkadaşı…
Böyle tanıdım Mustafa ağabeyi ve bir daha da göremedim…
Simdi dua vakti bizdedir ağabey…
Sivas’taki soğuğa benzer bir soğukta bu kez senin için dua ediyoruz…
Sen Hakkı için yollara düşmüştün,
Simdi Hakk seninle olsun…
Mekânın cennet olsun…”