Topluma hayat veren kan damarları mesabesindeki en büyük milli hazinelerimizden biri hatta en önemlisi gençliktir.
Topluma hayat veren kan damarları mesabesindeki en büyük milli hazinelerimizden biri hatta en önemlisi gençliktir.Gençlik, cemiyetin güç kaynağı ve toplumun devamını sağlayan ilahî bir emanettir.
Gerçeğin ışığı olan ilimle, faziletin temeli sayılan edep ve terbiye ile donatılmış bir gençliğe sahip olan milletler, yarınlarına ümit!e bakabilirler. Aksi takdirde, gelecek meçhullerle, ümitsizliklerle dolu olacaktır.
O halde, sahip olduğumuz bu bitmez tükenmez hazinenin istidatlarını ve kabiliyetlerini en güzel şekilde değerlendirerek onları aydınlık yarınlara hazırlayalım. Ruhen ve bedenen sağlıklı olmalarını temin edelim.
Gençler, gerçek ilim, sanat, din ve ahlak kültüründen mahrum bırakıldığı takdirde maddi sahada cinsel içgüdülerin, manevi sahada da inanç buhranlarının çözülmeyen düğümleri arasına sıkışır, bunun neticesi olarak da, öğrenme, inanma, sevme temayülleri bazen sukut-u hayal, bazen ihanet, bazen ruh kompleksleri ve aklın bile kabul etmediği şeklinde tezahür eder.
Saadet ve mutluluk kelimesini aslî anlamından çok farklı yönlerde malalandırmaya başlarlar. Mesela; para, şöhret, mevki ve şehveti hudutsuz bir ihtiras içinde mes'ut ve mutlu olmanın tek şartı zannederler.
Bu ruhî kargaşa içinde de din, milliyet, iman ve ahlak aleyhtarı telkinleri, manası derinlemesine anlatılmayan kavramları, siyasi sloganları ölçüp tartmadan kabul etmeye, kamplara bölünmeye ve bazen da karşı karşıya gelmeye başlarlar.
Toplumda önemli bir yeri olan ve Peygamber lisanı ile övülen gençlerimizin maddi ve manevi yönlerin ihmal etmeden eğitelim, iyi bir insan ve iyi bir Müslüman olmalarına çalışalım. Onların dinine ve mukaddesatına bağlı, vatanını ve milletini seven ve bu uğurda fedakarlıktan kaçınmayan, sağlam inançlı, temiz karakterli olarak yetişmelerine dikkat edelim.