Emniyette Şube Müdürlerinin Yeri Değişti.
 İl Genel Meclis Başkanı Av. Özkan Doyğun’a Onur Ödülü
21 Mayıs Dünya Süt Günü Kutlanıyor
Nurgözde Sıla Özlemi Şenliği
Bu yazı 17 Ocak 2012, Salı 18:21:07 tarihinde eklendi. 2054 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

BULUNDUĞUN YER - İshak Pekgöz

Sevgili okurlarım; Yine endişe ile baktığım,hatırlama ve hatırlatma ihtiyacı duyduğum çok önemli bir konunun altını çizmek istiyorum.
BULUNDUĞUN YER

 

Sevgili okurlarım; Yine endişe ile baktığım,hatırlama ve hatırlatma ihtiyacı duyduğum çok önemli bir konunun altını çizmek istiyorum.

Yerlerin ve göklerin taşımayı kabul etmediği emaneti yüklenen insanoğlu (Ahzab, 72) her şeyden önce Allah'a karşı sorumludur.

Büyük mahkemedeki hesabı verebilmek için, imtihan dünyasındaki sorumlulukları yerine getirmek gerekir. Bu da insanın başta kendisi, ailesi ve yakınları olmak üzere bütün insanlara ve doğal çevreye karşı üzerine düşen görevleri ifa etmesiyle mümkün olur.Günümüzde olduğu gibi sorumluluk hafife alınacak bir görev değildir.İnsan sadece dünyadaki eline geçen fırsatları kendi lehine çeviren,başkalarını yok sayan bir anlayış içerisinde olamaz.

Allah Rasûlü (s.a.s.) şöyle buyurdular: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz elinizin altındakilerden sorumlusunuz. Yönetici bir çobandır. Erkek, aile halkının çobanıdır. Kadın, kocasının evi ve çocukları için çobandır. Hepiniz çobansınız ve hepiniz çobanlık yaptıklarınızdan sorumlusunuz.’’

Başkalarına karşı en ağır sorumluluğu taşıyanlar şüphesiz bir toplumun küçüğünden büyüğüne her alandaki yöneticileridir. Sahip oldukları yetki oranında, idaresiyle yükümlü oldukları kimselerin sorumluluğu da onların omuzlarındadır. Onlar mahkemei kübrâ’da kendi hesaplarıyla beraber sorumlu oldukları kişilerden dolayı da hesap vereceklerdir. Onun için Sevgili Peygamberimiz, istenmeden bir göreve talip olmayı uygun bulmamıştır. (Nesâî, Adâbu’l-kudât, 5)

Toplumda aileden başlayan toplumun idari mekanizmasını oluşturan İdareciler için çok önemli ve değerli hasletlerden bazıları şöyle: Adaletli, akıllı,yalan söylemeyen,güvenilir, cesur, cömert, yumuşak huylu, vefalı, şefkat ve merhametli, sabırlı, affedici, şükredici, itidalli, bilgili, namuslu ve vakarlı olmak vs…

Geçmişte, idarî görevlerin manevi mesuliyetini çok iyi bilen bazı İslâm büyükleri, talip olmak bir yana, kendilerine ısrarla teklif edilen görevleri kabul etmemişler, bu uğurda baskılara bile maruz kalmışlardır. Örneğin Hanefî Mezhebi’nin imamı Ebu Hanife, kendisine Bağdat kadılığını öneren Abbasi Halifesi Ebu Cafer el-Mansur’un teklifini, o işe ehil olmadığı gerekçesiyle reddetmiş kendisine “yalan söylüyorsun” diyen halifeye, “yalan söylüyorsam, yalancı birisi zaten kâdı olamaz, doğru söylüyorsam bu işe ehil olmadığımı ifade ediyorum” diyerek hapse atılmayı göze almıştır. Ebu Hanife’nin yaptığı, görev ve sorumluluktan kaçmak değil, uygun olmayan şart ve ortamda böyle ağır bir görevin vebalini üstlenmekten kaçınmaktır.

Günümüz insanlarının böyle bir endişesi yok gibi,alına bilecek vebalin ya kolayını buldular yada vebale,sorumluluğa,kul hakkına inanmakta yetersizler.Her ölçünün maddesel değerini hesap edenler,maddenin artığı her makamda kendilerini ehil kabul ederler…

‘’Her nefis kazandığına karşılık bir rehindir’’(Müddessir38)ayeti gereğince,herkes söz ve eylemlerinin,tutum ve davranışlarının hesabını büyük mahkemede Yüce Yaratıcıya verecektir…

Yazdır Paylaş
Diğer İshak Pekgöz Yazıları

GaziSOFT Php Profesyonel Haber Yazılımı
haberler