Teknoloji çağında insanlar renkli bir yaşam sürerken, hayata ilişkin bütün olaylar renklerle ifade edilmeye başlandı.
Teknoloji çağında insanlar renkli bir yaşam sürerken, hayata ilişkin bütün olaylar renklerle ifade edilmeye başlandı. Bu açıdan yaşadığımız yüz yılın en önemli özelliklerinden bir tanesi devrimlerin ideolojilerle değil, renklerle ve mevsimlerle tanımlanmasıdır. Turuncu, sarı, bahar, sonbahar gibi devrimlerin yanında en önemli devrim MAVİ Devrimdir. İnsanlık onuru adına, çok renkli yolculardan oluşan Mavi bir geminin , mavi denizde yol almasıyla birlikte başladı bu devrim. “One minute” tokadı ile sarsılan zalimlerin hegemonyası, özgürlük heyulası kuran milletlerin mücadelesine dönüştü. Bir Cesur Yürekli insanın dik duruşu, yüreklerine hapsedilmiş insanları ateşledi. Ardından yerli diktatörler ve zalimlerin önce korku saltanatları, daha sonra da zorba iktidarlarına son verildi. Mavi Marmara’nın cennet kokulu şehitlerinin, gül renkli kanlarının neler yaptığına tüm dünya şahitlik etti. Korkuyu ve ölümü öldüren insanların Bahar Devrimlerine vesile olduklarını gördük. Zaten mekteplerinde şahadet yazan bir milletin esaretinin mümkün olmadığını biliyorduk. İslam’ın ve insanlığın gemisi ;ne zaman karaya oturmaya yüz tutsa, şehitlerin kanlarını pompalayarak o gemiyi yüzdüklerine tarih şahitlik etmiştir. Bir nal, bir atı; bir at bir komutanı; bir komutan, bir orduyu; bir ordu, bir milleti kurtarır diye bir misal vardır. Bu meyanda, küçük bir yolcu gemisinin güçlü orduların bile yapamayacağı zaferlere vesile olduğunu söyleyebiliriz. Arap Baharı’nın ardında yatan gerçek; Mavi yolculukla başlayan şahadet kokulu Mavi Devrim’in, ilk önce siyonizmin korku imparatorluğunu yıkmasıdır.
Mavi Marmara ve “one minute” çıkışının ülkemizi nerelere taşıdığına bir bakalım. Yaşanan o süreçte, dünyada yalnızlaşarak perişan olacağımızı, Türkiye ‘nin artık bittiğini, müttefiklerimizin(!) bizi terk edeceklerini, İsrail ordusunun çok güçlü olduğunu, siyasi otoritelerden izin alınması gerektiğini vb. söyleyen ve Siyonist medyanın korku imparatorluğuyla beslenenlerin bugün yanıldıklarını görüyoruz. Haklıdan değil, güçlüden yana olmayı başarı zannedenlerin, Mavi Marmara’daki ilahi desteğin farkına varamadıkları aşikârdır. Kim mazlumlardan yana olursa Allah onların itibarını arttırır. Onur ve izzetin; Haktan, adaletten ve Allah’ın dininden yana olanlarla olacağını biliyoruz. Allah’ın yerdeki ve gökteki orduları karşısında kim zafer elde edebilir? O çıkış, Racep Tayyip Erdoğan’ı Mavi Devrimin ve dünyanın liderliğine taşırken, O’nun liderliğindeki ülkemizin de itibarını arttırdı.Özgürlük için meydanlara dökülen insanların,ay yıldızlı bayrağımızı ve R. Tayyip Erdoğan’ın posterlerini taşımaları ilham kaynağı olduğumuzun göstergesidir.Silik, kendi problemleriyle bile başa çıkamayan bir Türkiye ‘nin şahlanışına şahit olduk bu süreçte. Sadece kendi iç meseleleriyle meşgul olmaktan öte, dünyada olup biten her olayla ilgili söyleyecek sözü ve yapabilecek işleri olan; yönetilen değil, olayları yönlendiren bir ülkeye sahibiz artık. Krizlerle boğuşan Hasta Avrupa’nın karşısında, sağlam ekonomisi; istikrarlı siyasi yapısı; her şeyden önemlisi de Mavi Marmara’nın Mavi Devrim olduğuna inanan, vicdanları uyanmış milletiyle dimdik duran bir Türkiye var. Hak güçlünün değil haklınındır, güçlünün hakkı, haklılığına göredir diyen; kendi ayakları üstünde durabilen, geçmişiyle yüzleşmekten çekinmeyen bir Türkiye var. Dik duruşun, mazlumlardan yana olmanın, haklıdan yana taraf olmanın, yeniden şahlanışın, kardeşlik bilincinin devrimi, Mavi Devrim.
Devrimler yeni liderler, güçlü ülkeler ve devrim etrafında kenetlenmiş topluluklar oluşturur. Mavi Devrim, geniş bir coğrafyayı etkilemiş ve aktif bir yanardağ gibi hala faaliyettedir. Birilerinin baharı, birilerinin de sonbaharı olmaya devam edecektir. Hiç şüphesiz bu devrimin lideri Recep Tayyip Erdoğan , güçlü ülkesi Türkiye, uyanan topluluğu ise İslam Toplumu olacaktır. Üstadın söylediği gibi “İstikbalde en gür seda İslam’ın sedası olacaktır.”