Emniyette Şube Müdürlerinin Yeri Değişti.
 İl Genel Meclis Başkanı Av. Özkan Doyğun’a Onur Ödülü
21 Mayıs Dünya Süt Günü Kutlanıyor
Nurgözde Sıla Özlemi Şenliği
Bu yazı 23 ARALIK 2011, Cuma 17:22:45 tarihinde eklendi. 2464 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Fransa’nın Kuyruk Acısı - Ayten Tuncer Kamacı

ASALA avukatı Patrick Deveciyan’ın mimarı olduğu “Ermeni Soykırımını İnkâr yasası” teklifi, Fransa Meclisi Genel Kurulu tarafından kabul edildi.
Fransa’nın Kuyruk Acısı

ASALA avukatı Patrick Deveciyan’ın mimarı olduğu “Ermeni Soykırımını İnkâr yasası” teklifi, Fransa Meclisi Genel Kurulu tarafından kabul edildi. Bu yasaya göre Ermeni soykırımını inkâr edenlere “1 yıla kadar hapis” ve “45 bin Euro para cezası” verilecektir.

Fransa’nın başında bulunan itibarsız Sarkozy’nin gelecek yıl tekrar cumhurbaşkanı olabilmesi için Fransa’da yaşayan 500 bin ermeni vatandaşın oyuna ihtiyacı vardı. Çünkü kamuoyu yoklamaları bir mucize olmazsa Sarkozy’nin yeniden seçilmesini imkânsız görüyordu. Bu yüzden de Fransa yönetimi, yaklaşan seçimler dolayısıyla bu yasa tasarısını alelacele gündemine aldı ve meclisinden geçirdi.

Gösterilen bu sebep kısmen doğru olmakla birlikte Fransa’nın bu yasayı kabul etmesinin temelinde yatan asıl neden, ne Ermenilere duyduğu sempatiden nede Sarkozy’nin önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ermeni vatandaşlarının oyuna olan ihtiyacındandır. Bütün mesele Fransa’nın kuyruk acısından kaynaklanmaktadır. Çünkü geçmişte Osmanlıyı emperyalistlerle bir olup arkadan vurmaya çalışan Fransa, yediği Osmanlı tokatından sonra büyük zayiatlarla terk ettiği Osmanlı topraklarına, bağımsızlık mücadelesi verdiğimiz sırada tekrar dönmüş, bunda da muvaffak olamayınca, bize karşı kin ve intikam duygusunu bu şekilde gidermeye çalışmaktadır. Fransa geçmişten bugüne tarihin her sahnesinde Türkiye’ye ve Türklere karşı hep bir hasmane tutum içerisinde olmuştur. Bugünde AB mücadelemizde önümüze en büyük taşları koyan yine Fransa’dır.

Oysaki Fransa’nın tarihine baktığımızda Fransız tarihinin, yüz kızartıcı katliamlar ve soykırımlarla dolu olduğunu görüyoruz. Mesela; 1572 de St. Bartelemi yortusunda 50 binden fazla Protestanı sırf mezhep farkı yüzünden kestiler; 1789 Fransız İhtilâlı’ndan sonra onbinlerce kişiyi icat ettikleri giyotinle katlettiler; Afrika'daki sömürgelerinde milyonlarca kişiyi gözlerini kırpmadan öldürdüler. 1954-1962 yılları arasında uyguladıkları soykırım ve zulüm politikalarıyla bir milyondan fazla Cezayirliyi, bin türlü işkenceyle fırınlarda yakarak alçakça katletmişlerdir. Geçmişte Ermenilerin maruz kaldıkları sorunların temelinde de yine başını Fransızların çektiği emperyalist devletler vardır. Bin yıldır Türklerle kardeşçe yaşamalarına, Osmanlı döneminde gayrimüslimler arasında en imtiyazlı toplum olarak görülmelerine, hatta ve hatta en dürüst ve en sevilen topluluk anlamına gelen Millet-i Sadıka ilan edilmelerine rağmen, Osmanlıyı parçalamak isteyen emperyalistlerin oyununa gelip, Osmanlıyı arkadan vurmak suretiyle ihanet etmişlerdir. Akabinde Kurtuluş Savaşı sırasında yine Fransa tarafından kullanılan Ermeniler, Fransızlarla birlikte 25 bin nüfuslu Antep şehrimizin yaklaşık dörtte birini şehit etmişlerdir. Şimdi bu Fransa kalkmış, hiç utanmadan Türkleri soykırım yapmakla itham etmekte, oda yetmezmiş gibi birde ermeni soykırımı olmamıştır demeyi suç kabul edip yasalaştırmıştır.

Ermeni diasporası yıllardır hararetle çalışıp 20 ülkeye “soykırım vardır”ı kabul ettirip yasalaştırtmış, şimdide “Soykırım yoktur” diyenlerin cezalandırılması için ülkelerin

parlamentolarından yeni yasa çıkartılması için mücadele ederken, biz yapmadığımız bir soykırım suçlaması karşısında bugüne kadar ne yaptık?

Ülkelerin Ermenilerle ilgili tezleri önceden biliniyordu. Yabancı ülkelerin parlamentolarında yasanın görüşülmesine yakın ricacı heyetler göndermenin yerine, neden daha önceden bir çalışma yapmadık, yapmıyoruz.

Neden savunma halimizi bir türlü taarruza dönüştüremedik? Neden bizde Fransa’nın ve diğer emperyalistlerin yapmış oldukları soykırımları güçlü bir kampanya ile dünyaya duyurmuyoruz? Oysaki Fransa’nın bu konuda ortaya dökülecek o kadar çok kirli çamaşırı var ki. Ruanda’da, Vietnam’da ve Cezayir’de yapmış olduğu katliamlar yakın tarihte olmasından dolayı her türlü delilleriyle belgeleriyle ortada. TBMM’nin bu yönde bir yasa tasarısı çıkarması çok mu zor?

Bugün bazı basın organlarında, bir takım karşı yaptırımlardan söz ediliyor. Peki, gerçekten Türkiye’nin elinde, Fransa ekonomisini ciddi şekilde etkileyecek güçlü kartlar var mıdır? Varsa neden kullanmıyoruz? Çünkü daha öncede Fransız Meclisi sözde soykırım yasa tasarısını meclisten geçireceğinde Fransa’yı dize getirecek yaptırımlar uygulanacağı söylenmişti. Ancak, ülke olarak birkaç gün estik coştuk gürledik, sonra durulduk. Neticede de hiçbir yaptırım uygulanmadı ve Fransa’da yasayı meclisinden geçirdi. Acaba yine tepkimiz o aşamada mı kalacak?

Şayet ticari ilişkilerimizde Fransa ekonomisini etkileyecek kartlara sahipsek, artık onu oynamalıyız. Çünkü böyle bir karar almak için 27 AB ülkesi sırada bekliyor. Dolayısıyla Fransa’nın menfaatlerine zarar verecek bir tavır sergilememiz gerekiyor ki Fransa’ya yönelik yaptırımlar başka ülkeleri caydıracak kadar keskin olmalı.

Yazdır Paylaş
Diğer Ayten Tuncer Kamacı Yazıları

GaziSOFT Php Profesyonel Haber Yazılımı
haberler