Yıllardır kendimiz gibi olmayı bir tarafa bırakarak, Avrupalı gibi olmanın özentisini duyarak,hasretini çektik. Hukuk,eğitim, ticaret, idari ve askeri bir çok sistemi hatta giyim kuşamımızı dahi Avrupa’ya göre ayarladık.
Yıllardır kendimiz gibi olmayı bir tarafa bırakarak, Avrupalı gibi olmanın özentisini duyarak,hasretini çektik. Hukuk,eğitim, ticaret, idari ve askeri bir çok sistemi hatta giyim kuşamımızı dahi Avrupa’ya göre ayarladık. Avrupalı gibi olmak bir ayrıcalık sayıldı. Muhteşem bir medeniyet tarihimizi, Avrupalı sayılabilmek uğruna ya görmezden geldik ya da kötüledik. Koskoca İmparatorluğu harflerden bile çekerken eskiye ait ne varsa sildik süpürdük.
Tanzimatla hız kazanan Avrupalılaşma maceramız nihayete ermek üzere.Halk olarak yaklaşık yüz yıl,resmi olarak da 50 yıldır kapısında bekletildiğimiz Avrupa çöküyor. Yunanistan, İrlanda, Portekiz derken İtalya da SOS vermeye başladı.2012 yılında çevirmesi gereken borç miktarı 300 milyar Euro’nun üzerinde.Bu yıl gayri safi yurt içi hasılası (GSYH) 2 trilyon 245 milyar dolar olması beklenen İtalya'nın toplam borcunun 2 trilyon 684 milyar dolara (GSYH'nin yüzde 119'u) dayanması bu ülkeye 'kurtarılamayacak kadar büyük' gözüyle bakılmasına yol açıyor.Almanya ve Fransa , birlikteliğin getirdiği bu yüke uzun süre dayanamaz. İtalya’nın çöküşü kısa sürede İspanya’yı etkileyecektir. Domino etkisi denen bu süreç 2012 yılından itibaren hızını arttırarak tüm Avrupa’yı saracaktır.
Bir zamanlar ekonomisi çökmüş, yönetimi zafiyete uğramış, bütün kurumları tartışmalı hale gelmiş,borç yükü altında ezilen bir Osmanlı vardı, Avrupa’nın karşısında. Yüz yıl geçmeden her şey sanki tersine döndü. Yöneticilerinin tek tek istifa ettikleri ( Yunanistan, İtalya vb.), ithal yöneticilerle düze çıkmaya çalışan, ekonomisi çökmüş, halkı umutsuzluk içinde ve her geçen gün işlerin daha da kötüye gittiği, Hasta Adam Avrupa var karşımızda. Osmanlıyı ayakta tutan milli his ve sağlam aile bağlarından yoksun bir Avrupa’nın bütün bunlara dayanması çok zor. Onlar artık bir çok yerdeki sömürgelerinin de kaybettiler. En büyük sömürgeleri olan Ortadoğu Halkları, yerli işbirlikçilerine isyan ederek bağımsızlıklarına kavuşmanın mücadelesini veriyorlar. Özgür ve kendi değerlerine dönmüş bir dünya, batılı sömürgecilerin sonu demektir. Ortadoğu, Arap Baharını yaşarken; Avrupa Sonbahara girdi hatta hızla Kışa yaklaşıyor. Rahata alışmış, yeryüzündeki zenginlik kaynaklarının neredeyse tamamını sömüren ve semizleşmiş Avrupa insanının sofrasındaki alışkanlıklarından kolay kolay vazgeçmesi mümkün değil. Bu nedenle Avrupa ülkelerini yakın gelecekte, halk isyanları ve bu isyanların neticesi siyasi krizler beklemektedir.
Dünya nüfusunun % 20 si, kaynakların %80 ini tüketiyorsa; 80 milyar insanı besleyebilecek kaynağının olduğu bir dünyada açlıktan insanlar ölüyorsa; bir kilo muz için işçilerin bir gün çalışmak zorunda olduğu ve muz fiyatlarını düşürmemek için, tonlarca muzun denize döküldüğü ; bir litre petrol uğruna, binlerce insanın öldürüldüğü; dünyanın en zengin yer altı madenlerine sahip ülkelerinin, en fakir insanların yaşadığı ülkeler olduğu; bir balinayı kurtarmak için donanmalarını seferber edenlerin, söz konusu bir inanca mensup insanlar olunca kıllarını bile kıpırdatmadıkları bir dünyada yanlışların olduğunu bilmek için,siyaset bilimcisi,ekonomist, profesör kısacası uzman olmaya gerek yoktur.
Afrikalının alın teri ve gözyaşı, Kızılderelinin kanı ve Ortadoğu insanın dürüstlüğü ve saflığı üzerine kurulmuş Avrupa Medeniyeti insanlığa acıdan başka bir şey yaşatmadı. Hem kendi insanına (1. Dünya ve 2.Dünya Savaşları) hem de tüm insanlığa, acı ,göz yaşı ve mutsuzluk taşıdı.Kan ve barut kokan bu medeniyet, bir anda ve sessizce yıkılmayacaktır. En az zarar görenler ,en az haşir neşir olanlar olacaktır.Çünkü, zulüm ile âbad olanın sonu berbat olur.