Tarih yazanların ,tarih yapanlara sadık kalmadıkları dönemler milli hafızanın silindiği ve ya silinmeye çalışıldığı dönemlerdir.
Tarih yazanların ,tarih yapanlara sadık kalmadıkları dönemler milli hafızanın silindiği ve ya silinmeye çalışıldığı dönemlerdir.Yazılmış olan tarihle,yaşanmış olan tarih arasında halk nazarında farklılık ve tezatların var olduğu düşünülüyorsa, tarihe bakış zarar görür. Tarihe bakışın zarar görmesi,tarihin ders alınması gereken canlı bir yapı olmasını ortadan kaldırır. Tarihin tekerrürden ibaret olması anlamsızlaşır.Böylece bir millet hafızasını yitirmiş olur. Üstat bu konuyu şu mısralarıyla dile getiriyor:
Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilaç;
Serbest, verem ve sıtma; mahpus, gümrükte ilaç.
Bülbüllere emir var: Lisan öğren vakvaktan;
Bahset tarih, baliğin tırmandığı kavaktan!
Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde;
Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde!
Mezarda kan terliyor babamın iskeleti;
Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti?
Ah! küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap;
Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap!
Medeniyeti anlamak ve medeniyetin köşe taşlarını oluşturan yapıyı kavramak, tarihi okumak,bilmek ve anlamaktan geçer. Milletlerin büyük başarıları;siyasi,idari, ilmi,fikri,sanat askeri vb. alanlarda yetiştirdiği dehalar tanınmadan tarih anlaşılamaz. Onun için her millet evlâtlarının hatıralarını canlı tutmaya, onları çeşitli vesilelerle genç nesillerin hafızalarında yaşatmaya çalışır. Bu tip büyük adamları olmayan yani kahtı rical yaşayan toplumlar suni kahramanlar üretirler.Burada sinema sektörünün önemli rol oynadığı görülür.Başta Vietnam olmak üzere dünyanın değişik coğrafyalarındaki katliam ve başarısızlıklarından sahte kahramanlar üreten Hollywood, millet olma duygusuna hitap edecek tarihi hafıza oluşturma peşindedir.Bu konuda başarısız oldukları da söylenemez. Sözde film kahramanlarıyla insanımızın tarih hafızasını kuşatmış ve milli kahramanlarımız olan Dede Korkut 'un, Köroğlu 'nun, Battal Gazi 'nin önüne geçmiştir. Genç dimağlar Terminatör’ü, Örümcek Adam 'ı, Matrix 'i özümseyip onları örnek alırken milli şahsiyetlerimizden bihaber yetişmektedirler. Bu da geçmişle geleceğimiz arasındaki köprülere koyulmuş dinamitlerdir. Köprüler yıkılınca kökü mazide olamayan bir nesil ortaya çıkacak, yönünü nasıl ve neye göre belirleyeceğini şaşıracaktır.Üstadın deyimiyle “Heykel destek üstünde, benim ruhum desteksiz.” türünden ,kendi tarihine, mazisine, değerlerine, kısacası köklerine yabancı bir nesil oluşacaktır.
“Tarihimizi okuduğunu söyleyenler de sadece sebep-sonuç ve kronolojik sıradan öteye geçmeyi denemiyorlar. Tarih boyunca gösterilen kahramanlıkların sadece bilek, yürek ve harita cihetini öğrenmek tek ayak üzerinde maratona çıkmak olacaktır. Bilge Kağan 'ı, Süleyman Şah 'ı, Orhan Gazi 'yi, Fatih Sultan Mehmet Han 'ı, Atatürk 'ü öğrenirken Ahmet Yesevi 'yi, Yunus Emre 'yi, Mevlana 'yı Akşemsettin 'i, Mehmet Akif 'i göz ardı etmek dünyanın yalnızca bir yarımküresi olduğunu söylemeye ve diğer yarısını inkar etmeye benzer.”
Tarihi bir övgü veya sövgü vesilesi kılmadan,ders alınacak önemli bir kaynak ve pusula olarak görmek doğru bir yaklaşım olacaktır. Tarihi doğru okumak ve tarih şuuruna ermek bunu gerektirir.