Kainattaki akışın insan ruhuna etkilerini okuyabilenler için her mevsimin bir anlamı vardır.
Kainattaki akışın insan ruhuna etkilerini okuyabilenler için her mevsimin bir anlamı vardır.Modern yaşam tarzımız ve şehrin beton soğukluğundaki uğraşlarımız, bizleri kainattın muhteşem döngüsünden ve değişiminden uzak tutsa da; tabiattaki ahenge dayalı muhteşem dönüşüm devam etmektedir. Hayatın yükünden sıyrılarak; yıldızlara,dağlara,kırlara, mevsime dayalı çevremizdeki farklılaşmaya bir bakabilsek, yürek tellerimizin bütün titreşimlerini fark ederiz.Zaten modern(!) insanın en büyük sıkıntısı da,kendi yüreğinin sesini duymaması,hatta yüreğinden kaçmasıdır.
Her mevsim kendine has güzellikleri ve özellikleriyle insan ruhuna seslenir. İlkbahar,insanların çocukluk yıllarını; yaz mevsimi, gençlik yıllarını; sonbahar, yaşlılık belirtilerini;kış mevsimi ise hayattan kopuşu ve sessizliği çağrıştırır. Tabiattaki bu muhteşem İlahi mesajı okuyabilenlerin yürek ritimleri ve duygularının kalemle buluşması da buna göre şekillenir.Şairlerin çoğu; umut,heyecan ve yeni bir başlangıca dair şiirlerini ilkbaharda; aşka dair olgunluk şiirlerini yaz mevsiminde;hüzne, ızdııraba, çaresizliğe dair şiirlerini ise sonbahar mevsiminde yazmışlardır.Ressamlar bile renkli, çiçeklerle bezenmiş resimlerde,ilkbaharı hatırlatırcasına gençliği ve genç figürleri; sonbahar resimlerinde ise;elinde bastonu, dökülen yapraklar arasında, hayata sırtını dönmüş,umutsuzca ve ağır ağır uzaklaşan ihtiyarlığı figüran olarak kullanırlar. Sonbahar,keskin renklerin kaybolduğu,renklerin matlaşarak bir birine yaklaştığı bir tablodur sanki. Onun için denir ki; Hazan mevsimi, hüzün mevsimidir.Hazan mevsimi,ihtiyarlık mevsimidir belki de! İhtiyarlık, dünya hayatından ahiret hayatına geçmenin, dünyalılardan sıyrılıp nurani varlılara yakınlaşmanın, hatalardan kurtulup tecrübelerle bezenmenin, masivadan soğuyup Rahmana yönelmenin işaretlerini taşıyan bir sonun ve bir başlangıcın en görkemli anıdır. Bir meyvenin ağaçta piştiği halde, ondan asıl istifade etmenin koparıldıktan sonra olduğu bir vakıadır. Aynı şekilde bir insan da gençlikte pişer, ama asıl tecrübe meyvesinden yaşlılıkta istifade eder. Görünüm itibariyle ihtiyarlık, hazan mevsimi gibi yaprak yaprak dökülüşün, çiçek çiçek soluşun işareti, hakikat itibariyle ise haşmetli bir varoluşun ve dirilişin göstergesidir. Dünyaya ait umut ve hayallerin tükenişinin mevsimidir,sonbahar.Sonbaharda(ihtiyarlık) vakarlı bir duruş ve hayat için,ilkbaharı dipdiri ;yazı, dop dolu ve kainatla aheng içinde bir yaşam sürmek gerekir.Ne gariptir ki;sonbahar, sadece toprağın altına yatırım yapan çiftçiler için bir umudun başlangıcıdır.Yatırımını toprağın altına yapanlar hüzün mevsimini umuda çevirmişlerdir.
Kainat,kendisini dinleyenlere hep aynı dille seslenir.Kendisini okumak isteyenlere her zaman kapılarını açar. Tek şart; yüreğinizin okumaya hazır olmasıdır. Çünkü,kainat dil ile değil yürek ile okunur.Çöle İnen Nur,ancak gönül gözüyle görülebilir.İşte o zaman kalabalıklar içerisinde yalnızlaşan insan;kainatla bütünleşerek, muhteşem İlahi topluluğun bir parçası olarak yalnızlıktan kurtulur.