Emniyette Şube Müdürlerinin Yeri Değişti.
 İl Genel Meclis Başkanı Av. Özkan Doyğun’a Onur Ödülü
21 Mayıs Dünya Süt Günü Kutlanıyor
Nurgözde Sıla Özlemi Şenliği
Bu yazı 16 Eylul 2011, Cuma 16:59:29 tarihinde eklendi. 1323 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Yeni Bir Başlangıç - Yunus Yağmur

Her doğan çocuk sadece aç bir karınla değil, aynı zamanda tutabilen iki el ve çalışan bir kafayla dünyaya gelir.
Yeni Bir Başlangıç

        Her doğan çocuk sadece aç bir karınla değil, aynı zamanda tutabilen iki el ve çalışan bir kafayla dünyaya gelir. Dolayısıyla genç nüfusa sahip olmak stratejik bir önem arz eder. Bu nüfusu eğitmek hem sorumluluk hem de planlı ve uzun vadeli bir süreçtir. Bu süreci verimli değerlendiren topluluklar,bir yandan mutluluğu yaşarken,bir yandan da geleceğe umutla bakarlar.Aksi takdirde böylesi bir nüfus toplum için kontrol edilemez bir belaya dönüşür.        

       Okulların açıldığı hafta, içerisinde hayallerin, umutların, beklentilerin ve heyecanların en yoğun yaşandığı zaman dilimidir. Sadece çocuklar yaşamazlar bu heyecanı,umudu, özlemi. Bütün veliler,hatta bütün aileler yaşarlar.15 milyon öğrencinin okula başladığı ve aileleriyle birlikte yaklaşık 60 milyon insanın doğrudan ve kalanların da dolaylı yaşadığı bu durum üzerine düşünülmeye değirdir doğrusu. Bir çok Avrupa ülkesinin nüfusundan daha fazla,genç dinamik ve öğrenme potansiyeli olan öğrenci nüfusuna sahibiz. Bunu bir zenginlik olarak görmek  ve bu zenginliğimizi,sermayemizi, servete dönüştürmek zorundayız. Tabii ki bu sermayenin işlendiği fabrikalarımız okullardır. Onun için okulların açılmasıyla birlikte, adeta milli bir seferberlik başlar. Geçmişinden ders alarak,geleceğe yön verecek nesiller yetiştirmek için öğretmeninden,müdürüne; mahalle halkından, velisine; servis şoföründen,kantincisine kadar sorumluluklarımızın farkında olmamız gerekiyor.Veli olarak yapmamız gerekenler nelerdir sorusuna hiç kuşkusuz verilecek çok cevap vardır.Ancak işin uzmanlarından konuyu öğrenmek hata yapma ihtimalimizi azaltacaktır.

        Prof. Dr Haluk Yavuzer, "Çocuğunuzun ilk altı yılı" isimli kitabında söyle açıklıyor; Ülkemiz için okula başlama yaşı olan 72. ayda, okula başlayan çocuğa, anne-baba, önce "okul"a ve "öğretmen"e saygı duyarak, çocuğun öğrenme faaliyetini önemseyerek ve değer vererek katkıda bulunmalıdır. Ünlü Türk düşünürü Gazali okula başlayan çocuğu olan anne babalara şu öneride bulunur: "Okuldan döndükten sonra, çocuğun güzelce oynamasına ve okul yorgunluğunu gidermesine izin verilmelidir. Çocuğun oyundan alı konması ve devamlı öğretim yükü altında ezilmesi; onun kalbini öldürür, zekasını köreltir ve hayatı başına zindan eder. Hatta onu, dersten başını kurtaracak çare aramaya yöneltir." Anne- baba çocuğa öğrenmesi konusunda baskı yerine destekle yardımcı olmalıdır. Bu amaçla okula başlayan çocuğun hala oyun çocuğu olduğu akıldan çıkartılmamalı oyun' a ve çalışma' ya ayrı zaman ayırarak "Programlı Yaşam"a çocuk özendirilmelidir.

          Okuldan yorgun gelen çocuk, ev içinde basket potasına sünger top atarak ya da bahçede oynayarak, dinlendikten en az 1 saat sonra tekrar derse oturabilir.

         "Çok çalışmak" yerine "verimli çalışmak" ilkesi temel alınmalı, bunun için zamanı iyi kullanması, çocuğa öğretilmelidir.

          Anne, çalışma alışkanlığını kazanmakta olan çocukla aynı masayı paylaşmamalı, zaman zaman yanına gelerek ihtiyacı olduğu konularda sorularını cevaplamakla yetinmelidir.

           Okuldan gelen çocuk "bugün derste başarılı mıydın?" sorusu yerine "Günün nasıl geçti, hoş geldin" cümlesiyle karşılanmalı, ilgi alanı ders başarısı değil, çocuğun kendisi olmalıdır.

         Anne- baba, akşamları kitap okuyarak çocuğu okumaya özendirmeli, hafta sonları açık alanlarda ( koru, kır, deniz kıyısı) yürüyüş, balık tutma ya da sinema, tiyatro, maç gibi farklı etkinliklerle değerlendirilmelidir.

        Çocuk, özgüvenini kazanması için ders dışında kendisini kanıtlayabileceği etkinliklere (bale, herhangi bir enstrüman çalma, yüzme, resim kursu, basketbol, tekvando vb.) yöneltilmeli, bu yöneltmede temel ölçü ilgi ve yetenekleri olmalıdır.

         Okul çocuğun yanında eleştirilmemelidir.Okul disiplin olayları evde tartışılmamalıdır. Çocuk okula karşı soğutulmamalıdır.

         Okulca konulmuş yararsız kurallar varsa okul yönetimiyle konuşulmalı yada veli toplantısında dile getirilmelidir. Çünkü çocuğumuzun okulu sevmesi çok önemlidir. Unutmayın; insan sevmediği bir ortamdan hiçbir şey alamaz.Okullarda çocuk başarısız olduğu zaman; "çalıştır, sıkıştır.." der kimileri. Böylece mengeneye alınan çocuk, ezilerek; silik, uydu bir kişilik yada mengeneden kurtularak aileye, okula ve topluma başkaldıran bir kişilik kazanmış olur.

          Her yeni başlangıcı,geçmişin hatalarından kurtulma ve geleceğe ait yeni beklentilerin oluşmasında bir fırsata dönüştürmek bizim elimizde.Eğitim adına yaptığımız yanlışlarımızdan dönerek,daha doğru hamleler yapmamıza vesile olacak bu fırsatı iyi değerlendirmek dileğiyle….

 

Yazdır Paylaş
Diğer Yunus Yağmur Yazıları

GaziSOFT Php Profesyonel Haber Yazılımı
haberler