Nerede ise her Ramazan ayında iftar yemekleri ile ilgili yazılar yazmaktayım. Bu yazıları yazarken belki bizim fikrimiz zannı ile galaya almayanları şunu söylemek istiyorum,
Nerede ise her Ramazan ayında iftar yemekleri ile ilgili yazılar yazmaktayım. Bu yazıları yazarken belki bizim fikrimiz zannı ile galaya almayanları şunu söylemek istiyorum, bu fikirlerim tamamen okuyucuların konuşmaları arasından seçtiğim düşüncelerdir. Yani sadece ben böyle düşünmüyorum kamuoyu böyle düşünüyor. Bende diyorum ki İftar yemeklerinde bir ölçü olmalı.
Ramazan ayı gelince bütün kurum, kuruluş ve sivil toplum kuruluşlarında bir iftar yemeği furyası başlıyor. Kime veriliyor bu iftar yemeği, nerede ise yılın 365 günü bu yemekleri yiyenlere. Peki, o zaman bu yemek vermenin bir anlamı ve manası kalıyor mu?
Mesele Ramazan ayında fakir fukara sevindirmekse onları sevindireceksin. Peki, lüks yerlerde verilen yemeklerde bizler kimi sevindiriyoruz. Öncelikle biz gazetecileri, sonra tanınmış bürokratları, sonra saygın kişileri ve zenginleri.
Hani maksat fakir ve fukarayı sevindirmekti? Biz kimleri sevindirdik, Akçakent ten, gözlü kuyudan, dikmenden, kargından, selime den, beli sırmadan ve sair ve sair buralardan Ahmetleri, Mehmetleri Ayşe nineleri çağırıp o lüks sofraya oturtan var mı? Dorikin deresinden, kurtuluş deresinden, bahçeli deresinden, zafer deresinden ve diğer gecekondu bölgesinden kaç kişi çağırıyoruz bu sofralara. Bir sıfır olduğu gibi haberimiz bile olmuyor.
Vakıf ve derneklerin tüzüklerine bakacak olursak, ilk başta fakir fukara, kimsesizlere yardım ve kaynaşma görürüz. Bu kurumlardan bazıları da belli kesimlerdeki kişilere yemek vermeye başlamışlar. Yani modaya bunlardan da uyanlar var.
Sivil toplum kuruluşlarımızın nerede ise ekserisi Ramazanda yemek veriyor. Verilen yemeğe onlarda kendilerine yakın ve dost kuruluş başkanlarını ve yine kendilerine yakın bürokratları ve gazetecileri çağırıyorlar. Sofranızda kaç üye ve fakir var desem yine sıfır.
Belediyeler bir kamu hizmeti veren yerler, günlük aş çıkarırlar ve yolda belde kalanlar ile sokakta kalmışlar buradan sebeplenirler. Buna katırlım ve desteklerim, böylede olduğu kanaatindeyim. Bazı yüzsüzler günlük buradan yemek yiyorlar, ama bunları tutup çıkarmak ve tespit edip atmak çok zor ve doğru değildir. Bu şahısların kendilerini ilgilendiren olaydır.
Belediyenin harcadığı parada bu milletin parası ama hiç değilse ekseriyetini fakir fukara yiyor. Sadece paket dağıtımında adil dağıtılmıyor da yandaş ve eş dost gözetiliyorsa orada yanlış var demektir. Oda dağıtanların ve sorumluların vebali boynuna.
Valiliğimizde devletimizin bir kurumudur, aş evi ve gıda dağıtımı gibi olaylar zaten devletimizin ana görevlerindendir. Devlet babadır baba çocuklarına bakmak zorun dadıdır.
Ama sivil toplum kuruluşları da bunu yapmalı, sadece kendilerine yakın insanlara yemek verme yerine, fakir ve fukaraları gözetmeliler. Bir sefere mahsus yemek veriyorlar, buna verdikleri para ile gıda Paketi yaptırıp gerçek ihtiyaç sahiplerine verseler bence daha makbul olur. Yoksa verdiği yemeklerin parasını kurumların kasalarından karşılayıp veriyorlarsa inanın haram olur. Çünkü bu paralar bu kurumlara üye insanların ödedikleri aidatlardır. Onların haberleri yoksa bunun neresi hayır? Ceplerinden veriyorlarsa ona karışamayız.
Sendikalar veriyor, kendi üyelerinden topladıkları aidatla kendi üyelerine yemek veriyorlar buna kimse bir şey diyemez. Ama başkasından toplanan paraları başkalarının razı olmayacağı şekilde harcamak helal olmasa gerek. Çünkü başta da söyledim haram ettiklerini söylüyorlar ve doğru olmadığını eleştiriyorlar.
En azından şu yapılabilir, bu harcanan para kadar paket ya da bu parayı Belediye yemekhanesine malzeme olarak aktarıp fakir fukaranın yemek yemesine katkı sağlanmalı. Yoksa al gülüm ver gülüm şeklinde verilen yemekler hayır olmaz.
Birde ramazanda iftar adı ile yemek vereceksiniz, bunu yiyen kesimin bir kısmı zaten Ramazan orucu tutmuyor. Ne kadar sağlıklı bir iftar yemeği olduğuna siz karar verin. Üyelerinizde zaten bunu eleştiriyor, bende onlardan duyduğum için sizlerle paylaşıyorum.