Günlerdir gazete manşetlerinde İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın düzenlediği Caz Festivali kapsamında sahne alan şarkıcı Aynur Doğan’a yapılan protestoları ve onların destekçilerinin haberlerini ve yorumlarını görüyorum.
Günlerdir gazete manşetlerinde İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın düzenlediği Caz Festivali kapsamında sahne alan şarkıcı Aynur Doğan’a yapılan protestoları ve onların destekçilerinin haberlerini ve yorumlarını görüyorum.
Merak ettim ve bu konuyla ilgili bütün gazetelerdeki yazıları ve yorumları okudum. Yorumları okudukça içim acıdı. Belki Aynur DOĞAN’A yapılan protestodan daha fazlaydı bu acı. Çünkü bazı yazarlar ve sanatçılar Aynur DOĞAN’I desteklerken, ancak birkaç kişinin Aynur DOĞAN’A destek vermediğini gördüm. Tüm yorumları okuyup bitirdikten sonra pes doğrusu dedim. Bir olay ancak bu kadar amacından saptırılabilirdi.
Bir kere Aynur DOĞAN’IN Kürtçe şarkı söylemesinden kimsenin rahatsız olacağını sanmıyorum. Çünkü bir ara Kürtçe şarkı okumak moda haline geldi ve bazı sanatçılarımız Kürtçe şarkılar okudular. Hatta repertuarlarına Kürtçe şarkılar eklediler. Ajda PEKKAN bile Kürtçe şarkı okudu. Ayrıca devlet desteğiyle yayın hayatına başlayan TRT ŞEŞ (TRT 6 ) kanalı 2009 Ocak ayından beri Kürtçe yayın yapan bir kanalımız. Bugün nereye gidersek gidelim insanların rahatlıkla Kürtçe konuştuklarını, düğünlerde Kürtçe şarkılar eşliğinde halaylar çektiklerini biliyoruz. Hatta 7-8 yıl önce Bodrum’a tatile gittiğimde otelin yanındaki pansiyonu kiralayan Kürtlerin, düğün yaptıklarına, gecenin bir yarısına kadar Kürtçe türküler eşliğinde zılgıtlarla halay çektiklerine bizzat şahit oldum. Ki o zaman TRT ŞEŞ kanalı yayın hayatına başlamamıştı henüz. Tatilcilerden hiç kimsede rahatsız olmamıştı. Dolayısıyla mesele Aynur DOĞAN’IN Kürtçe türkü söylemesi falan değil. Asıl mesele konserden bir gün önce Silvan’da 13 askerimizin şehit olmasının akabinde, Aynur DOĞAN’IN toplumun bu hassasiyetine karşı duyarlı olmaması meselesiydi. Nasıl ki TARKAN önce Trabzon’da verdiği konseri yarıda kesti ardından da Samsun konserini iptal etti. Nasıl ki MFÖ Bodrum konserini iptal ederek aynı duyarlılığı gösterdi. Aynur DOĞAN’DAN da beklenen buydu. Ancak Aynur DOĞAN ne yapmıştır? Birinci türküsünü büyük alkışlarla bitirmiş, sonra ağıt olan ikinci türküsünü okumuş ve yine alkışlanmış, Ondan sonra ki hayli hareketli ve neşeli olan üçüncü türküye geçince, konserdeki kalabalığın büyük kısmı tepkilerini ıslık çalarak göstermeye başlamış. Sanatçı protestolara rağmen türküsünü okumaya devam edince protestolar daha da büyümüş. Islıkların durmaması üzerine Aynur türküsünü kesmek zorunda kalmış, ayağa kalkıp “zafer” işareti yapmış, sonrada Kürtçe bir şey söyleyip sahneden ayrılmış.
Şimdi burada bir sanatçının toplumun hassasiyetine saygı göstermeyip birde üstüne üstlük ayrılırken zafer işareti yapmasını nasıl açıklayabiliriz? Siz okuyucularıma soruyorum. Komşunuzda cenaze olduğu zaman hanginiz televizyonları açıp, şarkı türkü dinlersiniz? Ben kardeşimi kaybettiğim günlerde, sürekli alışveriş yaptığım marketin çalışanı beni görür görmez hemen radyoyu kapatmıştı. Bu olay beni çok duygulandırmıştı. Çünkü bu davranış yaşadığım acıya ve duygularıma gösterilen bir saygıydı. Bu, senin acılarını paylaşıyorum anlamına gelen bir davranıştı.
Tüm toplumu derinden yaralayan 13 şehidimizi genç yaşta toprağa verirken ve toplum infialdeyken, sanatçımızın neşeli türkü söylemesi topluma yapılmış bir saygısızlık değil de nedir? Topluma mal olan sanatçıların, politikacıların ve yazarçizer takımının hal hareketleriyle konuşmalarıyla topluma örnek olması gerekirken, hele hele ülke insanımızın çok zor ve kritik bir dönemden geçtiği bu günlerde, toplumun hassasiyetine karşı daha duyarlı olması gerekmez mi? Sanatçımız duyarlı olmadığı gibi, tahrikkar bir hareketle cevap vererek, yangına körükle gitmiştir.
Aynur DOĞAN’I körü körüne savunanları da biraz insaflı olmaya ve daha akılcı davranmaya davet ediyorum. Hiç değilse toplumun değer yargılarına, hassasiyetlerine birazcık saygı duyalım.
Bu ülke Kürdüyle, Türküyle, Çerkeziyle, Lazıyla, alevisiyle sünnisiyle hepimizin. Yapacağımız yanlış bir hareket, ağzımızdan çıkacak yanlış bir söz, telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabilir.
Aman ha…