Emniyette Şube Müdürlerinin Yeri Değişti.
 İl Genel Meclis Başkanı Av. Özkan Doyğun’a Onur Ödülü
21 Mayıs Dünya Süt Günü Kutlanıyor
Nurgözde Sıla Özlemi Şenliği
Bu yazı 11 Temmuz 2011, Pazartesi 21:46:21 tarihinde eklendi. 2434 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Çocuğunuzu Nasıl Asi Yaparsınız? - Yunus Yağmur

Çoğu zaman aynı ailenin çocuklarından birisi uysal ve söz dinler,birisi afacan ve sevimli,bir diğeri ise asi ve yaramaz olabiliyor.
Çocuğunuzu Nasıl Asi Yaparsınız?

       Çoğu zaman aynı ailenin çocuklarından birisi uysal ve söz dinler,birisi afacan ve sevimli,bir diğeri ise asi ve yaramaz olabiliyor. Ebeveynler ise bu duruma çoğu zaman anlam veremiyor ve ya durumu çocuğun karakteristik yapısına bağlayarak sorumluluktan kurtulma yoluna seçiyorlar. Aslında beyaz bir kağıt gibi tertemiz olan çocuklarımızı biz anne babalar eğitim kalemlerimizle nakış nakış işliyoruz. Çocuğumuzun ;uyumlu,hırçın,saldırgan, kıskanç, sevecen, paylaşımcı, dürüst,asi vb. karakteristik özellikler taşıması bizim elimizde. Onların her yaş seviyesinde  edinmesi gereken karakter kodlarını doğru işlememiz gerekiyor. Çocuklarımız arasında ,sevgiden,hoşgörüden,saygıdan ve maddi tüm değerlerin paylaşımına kadar adil olmalıyız. Aynı davranışı gösteren çocuklarımızın birisine gülümserken,diğerine kızarsak çocuklarımızın bize karşı davranışlarının da aynı olmasını bekleyemeyiz. Elbette ki tornadan çıkma gibi tek tip çocuk yetiştirmek mümkün değildir. Ancak eğitimin temel hedefi istendik davranış değişikliğidir. Asi ve kıskanç bir nesil nasıl yetişir? İşte size örneği;

(Bir anne, erkek kardeşine dert yanıyordu;
        "Şu inatçı kızım Esra kadar fena bir çocuk dünyaya gelmiştir. Biraz bağırsam veya kulağından çekmeye kalksam, köpek gibi sırtarıyor, bazen ısıracakmış gibi üzerime yürüyor. Ne olursun, bana bir akıl ver, bu çocukla nasıl baş edeceğim?"
        Ablasını sabırla dinleyen kardeşi, bu kızı kendisine teslim etmesini söyledi. "Esra bir müddet bizde kalsın" dedi. Kadın, önce kardeşinin şaka yaptığını zannetti. Fakat ciddi olduğunu anlayınca çok sevindi. İçinden, "Çok şükür bu belâdan bir müddet için olsun kurtulacağım" diye geçirdi. İnatçı kızı dayısına teslim etmeden evvel konu komşusunu yemeğe davet etti. Üç çocuğunun da misafirlerle beraber yemeğe oturmalarına müsaade etti.
        Dikkat edildiği zaman, Esra'nın diğer iki kardeşinden daha az güzel olduğu fark ediliyordu. Annesinin onu giyindirirken fazla özenmemiş olması, kızcağızı olduğundan da çirkin gösteriyordu. Yemek boyunca, misafirlerin ilgisi diğer iki çocuk üzerinde yoğunlaşmıştı. Esra içine kapanık bir çocuktu. Diğerleri gibi etrafını güldürmek için bir şeyler yapmaktan hoşlanmıyordu. Üstelik kalabalık karşısında fazla konuşmaya da alışık değildi. Bütün bu özellikler de eklenince, aptal bir çocuk gibi görünüyordu.

Annesi, ilgi toplayan iki kızını övmeye başlayınca, Esra'nın biraz daha solduğu fark eden dayısı bu hale çok üzülmüştü. Zavallı kızcağız bu sıkıntılı havaya daha fazla dayanamamış, annesine nefret dolu bir bakış fırlattıktan sonra, yemeğini çarçabuk bitirip masadan kalkmış, çıkarken de o sinirle, kapıyı hızla kapatmıştı. Misafirlerine karşı çok mahcup olan anne, erkek kardeşine döndü;
         "Gördün mü, yanına almak istediğin küçük canavarın marifetini!"
         Kardeşi ablasına cevap vermeye lüzum hissetmeksizin masadan kalktı, salondan çıktı. Bitişik odaya geçip bir kanepeye boylu boyunca uzandı. Kadın, peş peşe gelen bu iki hâdiseden etkilenmişti. Dayanamayıp kardeşinin arkasından gitti. Onu böyle uzanmış görünce, bunun ne demek olduğunu sordu. Kardeşi "Beni yalnız bırak, zalim anne!" dedi.
       Ablası hayretini gizleyemediği bir sesle cevap verdi; "Misafirlerin yanında kapıyı çarpıp çıktığı için onu dövmedim diye mi zalim oluyorum?"
        "Evet, sen zalim bir kadınsın! Esra'yı âsi bir çocuk yapan sensin."

         "Seni hiç anlayamıyorum abla. Esra'yı öbür kardeşlerinden ayırt ediyorsun. Onu diğer ikisi kadar sevmiyorsun. Diğerleri kadar güzel değil diye mi ondan sevgini esirgiyorsun? "
        "Söyler misin bana; ondan utanıyor musun yoksa? Esra, hiç de zannettiğin gibi hissiz, inatçı bir kız değil. Onu bu hâle sen getirmişsin. Çocuğa işkence ediyorsun. Sözün kısası ablacığım, onu hemen ve tamamen yanıma alıyorum. Onun ne hassas, ne zekî bir çocuk olduğunu sana ispat edeceğim."
         Abla bu eleştirilere cevap vermedi. Bu baş belası kızdan bir an evvel kurtulmak istiyordu, o kadar!..
        Dayısı, hakikatten de dediği gibi yaptı: onu yanına aldı, yeni elbiseler yaptırdı, yakın bir ilgi ve şefkat gösterdi. Esra de onu mahcup etmedi. Daha aradan iki sene bile geçmemişti ki onu görenler tanıyamadıklarını söylüyorlardı: inatçı, çirkin, aptal kız gitmiş, yerine akıllı uslu, güzel ve zekî bir kız gelmişti.)

          Yüreğimizdeki sevgide adaleti yakalayamasak da , görüntüde ki davranışlarımızda adil olmak zorundayız. İsyanın tek panzehiri budur.

Yazdır Paylaş
Diğer Yunus Yağmur Yazıları

GaziSOFT Php Profesyonel Haber Yazılımı
haberler