Çağımız her gün kendisini yenileyen ve hızla ilerleyen teknoloji ve bilgi çağıdır. Gelenek, görenek, adet ve alışkanlıklarımızın yerini,
Çağımız her gün kendisini yenileyen ve hızla ilerleyen teknoloji ve bilgi çağıdır. Gelenek, görenek, adet ve alışkanlıklarımızın yerini, çağımızın en güçlü kitle iletişim aracı olan televizyon, bilgisayar ve hayatımıza aniden giren internet almıştır. İnternet kullanımı öyle hız kazanmıştır ki, bilgisayar ve internet artık insanoğlunun hayatında kolay kolay vazgeçemeyeceği bir alışkanlık haline gelmiştir.
Bilgisayar ve internet alanındaki gelişmeler, ihtiyacımız olan her türlü bilgiye anında ulaşma ve zamandan tasarruf açısından büyük bir kolaylık sağladığı gibi, yediden yetmişe herkesin bu imkânlardan kontrolsüz ve bilinçsizce yararlanması, kullanıcılarını bağımlı hale getirmekte, insanlar arasındaki sıcak insani ilişkileri ortadan kaldırarak, insan ve makine arasındaki ruhsuz, sevgisiz hayali dünyalar yaratılmasına neden olmaktadır.
Benim kuşak ve üstündekiler çok iyi bilirler. Evlerde telefonun olmadığı günlerde en önemli kitle iletişim aracı mektuplaşmaydı. Yakınlarımızdan ve sevdiklerimizden bir haber alabilmek için hepimizin hayatında önemli bir yeri olan postacının gelmesini merakla beklerdik.
Mektuplar ki, ailelerin, çevrelerinde olan bitenden büyüklerini haberdar etmek veya uzakta olan yakınlarından iyi haberler alabilmek için zaman ayırıp yazdıkları satırlar… Veya gençlerin sevgililerine renkli kâğıtlar üzerine yazdıkları sevgi kokan dizeler… Bazen de okuması yazması olmayan büyüklerimizin ve dostlarımızın söylediklerini kaleme alıp, onlara gelen cevapları okuyarak geçirdiğimiz mutlu anlardı bizim için…
80’li yıllardan sonra evlerimizdeki sabit telefonlar çoğaldıkça, uzaklardaki yakınlarımızla haberleşme aracımız olan, mektuplaşma mecburiyet ve alışkanlığımızda ortadan kaybolmaya başladı.
İletişim alanındaki teknolojinin baş döndüren bir hızla ilerlemesiyle bu defa evlerimize giren televizyonlarla tanıştık. Eski günlerde yapılan eş, dost ve akraba ziyaretlerinin yerini televizyon almaya başladı. Yoğun iş temposu ve stresinden bunalan insanlar, sıkıntılarını biraz olsun hafifletmek için işten arta kalan zamanlarında eşiyle dostuyla sohbet edip dertleşerek vakit geçirirlerken, artık zamanlarını televizyondaki programları izleyerek geçirmeye başladılar. Derken tek kanaldan sayıları birden fazla özel televizyon kanallarına geçildi. Televizyonlar renklendi, programlar şenlendi. İnsanlar bunlara ayak uydurmaya çalışırken devreye çok hızlı bir şekilde internet ve cep telefonları girdi. Bu defa hepsinin yerini mailler, cep telefonlarından gönderilen mesajlar ve internette ki sohbetler aldı.
Toplumun büyük bir kesiminin artık çalışma hayatında olması ve mesafelerin uzaması, internet ve cep telefonu kullanımını daha da artırarak hem zorunlu hemde bağımlı hale getirmiştir.
Öyle ki, aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri bile artık sohbet edemez hale geldi. Eve giren çocuk direk bilgisayarın başına, baba elinde kumanda televizyonun başına, annede her zamanki görevlerinden birisi olan mutfağa koşuyor. Aile bireyleri sorulan sorulara çok kısa cevap vererek geçiştiriyor veya hiç duymuyor. Kontrol mekanizmasını işletemediğimiz için, iletişim sıkıntısı yaşayan bir toplum haline geldik.
Kur'ân ve Sünnette, herhangi bir konuda çok ileri gitme, ölçüyü kaçırma anlamına gelen ifrat ve yine herhangi bir konuda geri kalma, yeterli ölçüde olmama anlamına gelen tefrit yasaklanmış, insanlardan dengeli davranılması istenmiştir.
Ruh ve beden sağlığımız için, aşırılıklardan kaçınmak, orta yolu bulmak ve dengeli yaşamak tek çıkar yoldur. Ancak o zaman önce aile, sonrada toplum olarak huzura ereriz.