Bu yazı 24 Haziran 2011, Cuma 20:36:33 tarihinde eklendi. 1527 kez okundu.
Kopenhag Sendorumumu -
Kopenhag Sendorumumu Şapkayı Önüne Koymamakmı
Kopenhag Sendorumumu Şapkayı Önüne Koymamakmı
CHP’den genel başkan değişiminden sonra sayın Kılıçtaroğlu’nun 2009 Mahalli seçimlerdeki İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı adaylığı esnasında başörtüsü ve başörtülülere olumlu bakışı’nın insanların inancının istediği gibi yaşayabilmesi konusunda seçmenlere büyük umut vermişti. !
Kongreden sonra bu beklenti içinde olan vatandaşlarımızın CHP’nin Batılı ülkelerdeki Sosyal Demokrat Partiler gibi tüm vatandaşlarının inancına saygılı,saygıyı sözde bırakmayıp bu konuda yapılacak düzenlemelerle herkesin medeni ülkelerdeki gibi inancının gereğini yapabileceği düzenlemeler beklerken malasef bu beklentilerinin hiç birinin karşlığını göremediler.
VATANDAŞLARIN İLK BEKLENTİSİ ÜNİVERSİTELERDEKİ
ÇAĞ DIŞI KIYAFET DAYATMASININ KALDIRILMASIYDI
Beklenti içinde olan vatandaşların ilk istekleri Sosyal Demokrat ve bu çerçevede solcu olduğunu belirten CHP’nin reşit olan üniversite öğrencilerinin eğitimlerini devam ettirirken saç ve sakalları ile örtüleri başta olmak üzere diğer kıyafetlerine karışılmaması için önderlik yapmasıydı.
Bu beklenti maalesef bu konuda gereken yapılmadığından boşa çıkmasının yayında bu beklenti içinde olanlarıda sukutu hayale uğrattı.
DİNİ BİLMEK DİNDAR OLMAK DİN ADAMLARININ DEĞİL HERKESİN GÖREVİDİR
Vatandaşları sukutu hale uğratan diğer şeyise sanki dini bilmek,dindar olmak ve dindarlığın gereğini yani dinin emirleri olan ibadetleri yapmak,dinin emrine göre giyinmek ve dinin yasakladığından ise kaçınmasının sadece din adamına aitmiş gibi algılanması .
Bunun için İmam hatiplerinin sadece din adamları yetiştirecek kurumlar olarak görülmesi oldu.
Oysa dinin tekniğine göre tüm bireylerin dine ihtiyacı var ve bu nedenle imamlarda,Silahlı kuvvetlerde,Poliste, Diğer Kamu personelinin tamamıda ve vatandaşlarda dinlerinin bilgisini öğrenmek ve öğrendiklerine göre amel ederek bunun için ibadetlerini yapmaları ve yasaklananlardan kaçınması gerekir.
Vatandaşların CHP’den bu inanç yönündeki beklentilerinin yanında ekonomik program beklentisi ve diğer beklentiler ininde yerine getirilmemesinin en iyi sonucu 12 Haziran Genel seçimlerinden bu partinin aldığı oy oranıdır.
ŞAPAKAYI ÖNÜNE KOYUP “NERDE HATA YAPTIK/YAPTIM” YERİNE
“ KOPENHANG SENDRUMU”NU İDDİA ETMEK VATANDAŞLA İNATLAŞMAKTIR
CHP’nin hemen seçimin arkasından mümkün ise tüm il ve ilçe örgütlerini toplayarak,ayrıca da seçimde anket yapan kuruluşlar, sosyologlar,her mezhepten din önderlerinide,siyasi bilimcileri,siyaset konusundaki uzmanlaşmış gazetecileri,her ilin ve ilçenin kanaat önderlerinide çağırıp veya onların yanına gidip alınan sonucun nedenleri konusunda bilgi alması ve bu çıkacak sonuca göre bir rapor hazırlanmalıydı.
Ardından ise ve toplantılarda ortaya atılan fikirlere göre hazırlanmış raporun gereğini Parti Tüzüğünden başlayarak yeni yapılacak Anayasaya yapılacak katkı ve Parti programına almalı ve bunu ülke genelinde duyurarak yapılan hataların bir daha yapılmayacağı anlatılmalıydı.
Fakat CHP bunu yapma yerine çıkıp işin el kolaycılığına kaçarak iki hata yaptı.
Birincisi başarısızlığını analiz etme ve hatalarını görme yerine Ak Partiyi suçladı.
Yaptığı ikinci suçlama ise “Özrü kabahatinden daha büyük” bir suçlamaydı ki iradesini hoş görmesi gereken,kendisini beğendirip daha fazla oyunu alması gereken vatandaşı Kopenhag rehinelerine benzetmesiydi.
Yapılan Vatandaşla inatlaşmaktan başka bir şey değildir.
Türkiye’de derin güçlerin etkisiyle iktidara gelme veya ortak olma tarihe karıştığına göre CHP’nin yapacağı tek şey vatandaşla uzlaşmaktır.
Ülkemizin milli birlik ve dirliği,insanlarımız modern demokrasilerde sahip olunan tüm maddi ve manevi imkanlara kavuşması için gerekenin yapılması dileğiyle.
Cuma’nız mübarek olsun.Rabbim Yar ve Yardımcımız Olsun
|