Bugünlerde yine takıntılarım arttı mı nedir? Bilemiyorum. Öyle birilerine gıcık oluyorum. Onların ise varlığımdan bile haberleri yok. Anlaşılan biraz rahatlamaya ihtiyacım var. Öyleyse yazayım da rahatlayayım.
Bugünlerde yine takıntılarım arttı mı nedir? Bilemiyorum. Öyle birilerine gıcık oluyorum. Onların ise varlığımdan bile haberleri yok. Anlaşılan biraz rahatlamaya ihtiyacım var. Öyleyse yazayım da rahatlayayım.
DÜNYA’NIN EN ÇİRKİN GİYİNEN KADINI “NUR YERLİTAŞ”
Televizyonda birilerini pazarlayıp duruyorlar. İzletiyorlar. Bir şey gibi gösteriyorlar. Deli oluyorum. Geçen hafta birkaç defa “şıklık yarışması” şeklinde abuk sabuk yarışmaları izledim. Sizin de tahmin ettiğiniz gibi fazla izleyemedim. Çünkü tahammül sınırlarım yeterli gelmedi. Neyse, bu tarz bir yarışmada bir jüri dikkatimi çekti. Sinirimi çekti desem daha doğru olur. Kim bu kadın? Ne iş yapar? Vallahi bilmiyorum. Ve fakat çirkin bir kadın. Botokslu suratına baktığımda kadına gıcıklığım arttı. Güzel değil, güzel de giyinmemiş. Birkaç farklı bölümlerde takip ettim. Şık giyindiğini gözlemleyemedim. Oysa önüne gelen yarışmacılara “şık değilsin, bu ne biçim saç, bu giydiğine elbise demem ben” gibi hırçın eleştirilerde bulunuyor. Yüz ifadelerini inceledim. Kendini sanki “Angelina Jolie” gibi görüyor. Kokoş mu kokoş. Bazı hareketlerini ve şımarıklığını Bülent Ersoy’a benzettim. Fakat Bülent Ersoy bir diva. Çok üstün bir başarısı var. Sesi var, sanatı var? Fakat bu kadının nesi var? Çözemedim.
AĞZIMIZA SIÇANA OY VERMİŞİZ !
Seçim sonrasında internet dünyasında bir söz patladı. Facebookta sürekli paylaşılan bir söz bu. Daha çok sol görüşlü insanlarca paylaşıldı. Ne mi? “KAFASINA KUŞ SIÇTIKTAN SONRA ŞANS OYUNU OYNAYAN TOPLUMUN, AĞZINA SIÇANA OY VERMESİ NORMALDİR…
Daha önce ki yazılarımda da sık sık dile getirmiştim.” Millet seçimini ne şekilde yaparsa yapsın saygı duymalıyız” demiştim. Fakat bazıları millete en ağır hakaretlere devam ediyorlar. Neymiş efendim “AK partiye oy verenler cahilmiş, geri kafalıymış, aptalmış”
Ben ne demiştim? CHP bu ve buna benzer tavırlarından dolayı asla iktidar olamayacak. Milleti küçümser isen millet sana neden oy versin?
Ben bu aydın görünen karanlık insanları anlamıyorum. Gerçektende eğitim cehaleti alıyor fakat EŞEKLİK BAKİ KALIYOR. Bir konuda eğitim yapan kesim, üniversite okuyan kesim maalesef ki konu millete gelince sınıfta kalıyor.
Yine söylüyorum eşek herifler milletin seçimine saygı gösterin. Eğer iktidar olmak istiyorsanız, ya da benimsediğiniz siyasi partinin iktidar olmasını istiyorsanız hizmet edin. Eksiklerinizi bulun. En önemlisi halk ile bütünleşin. En önemlisi “öteki” gördüklerinize tahammül etmeyi öğrenin. Aksi takdirde elinize hiç birşey geçmez. Sızlanır durursunuz.
SEÇİM SONRASI EN GÜZEL ESPRİ
Seçim sonrasında bence en hoş espri şuydu. “her iki kişiden biri AK partiye oy vermiş. Kılıçdaroğlu mu? Bahçeli mi? AK partiye oy vermiştir? ”
Espri gençler dünyasında çok konuşuldu. Hatta seçimden sonra gördüğüm tüm gençler aynı espriyi yaptılar. Neyse bu espriyi fazla uzatmayım, olumsuz bir tepki almak istemem.
AK PARTİNİN BAŞARI SIRRINI “AĞABEY” AÇIKLADI
Dün geç saatlere kadar M.ALİ BRAND’ ın sunduğu 32. Gün’ü izledim. Bülent ARINÇ konuktu. Brand sordu Arınç açıkladı. Tüm program çerçevesinde bende şu düşünce hakim oldu. Ak partinin başarılı olmasının en önemli nedeni 1) Recep Tayyip Erdoğan’ın parti içinde de etkili bir lider olması. Parti içinde herkesin liderlerine bağlılığı. 2) Üst düzey Ak partililerin birbirine bağlılığı, hatta bu bağlılık öyle sağlam ki. Yeri geldiğinde “ben” değil “sen” diyebiliyorlar. En önemlisi AKP BİZ OLMAYI BAŞARMIŞTIR.
ÖĞRENCİLER YAZ TATİLİNE GİRDİ
ÜÇ AY uzun mu uzun. Eğer yanlış hatırlamıyorsam dünyada en uzun tatil yapan ülkelerden biri Türkiye. Neyse tatilde ne yapmak lazım?
Sevgili öğrenciler,
Evet, yaz tatili geldi fakat bu tatilde ders çalışmanızı da tavsiye ederim. Çünkü eğer çalışmazsanız tembelleşirsiniz. En öncelikli tavsiyem bu süreçte bol bol kitap okumanız. Hafta da bir kitap okumaya ne dersiniz.
Önümüzde ki sene SBS, YGS ve LYS tarzında sınavlara hazırlanan öğrencilere yaz tatillerini iyi değerlendirmelerini tavsiye ederim. KEP eğitim bu anlamda yaz ayına özel bir kurs başlatıyor. Gidip görüşmenizi tavsiye ederim.
YEREL BASIN YETTİN GARİ
YEREL basınımızda birçok arkadaşımız hizmet ediyor. Hepsi birbiri ile biraz dost biraz düşman. Fakat hiç biri birbirini hatta kendini eleştirecek derece cesaretli değil. Yok, cesaret demeyelim buna? Ne diyelim? Bilemiyorum siz hangi kelimeyi eklemek isterseniz.
Neyse ben “sen yazarsın” gazı ile yazayım bari. Yerel basında gazeteleri incelediğimde ilk eleştirim manşetlere kadar yapılan kelime hataları, basım hataları. Bir kere olur. İki kere olur. Olurda bu kadar olmaz yahu. Üstelik bazı köşe yazısı adı altında yazılmış çalıntı yazılardan da sıkıldım. Gazeteci “okumalı” kardeşim. Okuyor musunuz? İki lafı bir araya getiremeden eline fotoğraf makinesini almakla gazeteci olunmaz ki… Üstelik geçenlerde bir gazetede bir fotoğraf fazlasıyla canımı sıktı. Tabut içinde biri olduğu gibi resmedilmiş. Olmaz ki? Gazeteciliğin kuralları var öyle değil mi ? Ya radyolarımıza ne demeli? Seviyesiz konuşmalar. Ve bu seviyesiz konuşmaları “ben iyi show yapıyorum” havasına sokmak. İki televizyon kanalımız var. Hangi saatte açarsan aç aynı ses. Reklamda aynı ses, haberde aynı ses. Her iki kanalında sadece bir çalışanı mı var? Hadi biraz daha geliştirelim kendimizi.
Ve Aksaray esnafı, Aksaray devlet adamları, belediye başkanı... İŞTE hepiniz. Sizde biraz gayret gösterin. Hadi geliştirelim yerel basını.
“SİZ KEYFİNİZE BAKIN”
Dün ortağım Handan hoca ile araba ile bir yere gidiyorduk. Tam valiliğin önünden geçiyorduk ki! Bir kalabalık, polis, ambulans... Bir vatandaş olarak, belki bir eğitimci olarak, belki bir basın mensubu olarak… Ne olduğunu merak ettim. Polis memuruna “ne oluyor?” diye sordum. En kibar şekilde sordum soruyu. Aldığım cevap kahkaha atmama neden oldu. “siz keyfinize bakın, eğlenmenize bakın, ilerleyin” dedi. Handan “çok mu keyifli görünüyorduk acaba?” diye sordu. Evet, belki polis memuru konuşmak istemedi, belki trafiği sıkıştırmayalım diye bizim durmamızdan rahatsız oldu. Yani kendince birçok açıklaması olabilir. Tabi ki saygı duyarım. Fakat başka bir açıklama yapılamaz mıydı? “KEYFİNİZE BAKIN” demesinin nedenini anlayamadım.
Üstelik keyifli de değildik. Çünkü Handan hoca beş dakika önce bir anne ile çocuğu arasında ki konuşmaya şahit olmuştu. Onu anlatıyor, ne kadar üzüldüğünü söylüyordu. Küçük çocuk annesine “senin baban öldü değil mi” “evet yavrum”. Anne “benim de babam öldü, ikimizin de babası yok” şeklinde olan bir konuşmanın şahidi olan Handan Hoca tam olayı anlatıyordu ki…
YAZASIM BİTMEDİ, MÜREKKEP BİTTİ
ASLINDA daha söyleyecek çok şey vardı. Lakin yazması kolay da bir de okuması var. En iyisi söyleyeceklerimi şimdilik son vereyim. “Kendinize iyi bakın” gibi klişe bir söz ile bitirmek istemiyorum. En iyisi facebook’tan yardım alayım.
"Dostun üzüntüsüne acı duyabilirsin. Bu kolaydır; ama dostun başarısına sempati duyabilmek, sağlam bir karakter gerektirir".