Geçenlerde annemi aradım. “Aksaray’a gelin sizi gezdireyim” dedim. “Annem babanla konuşalım” dedi. Sonra aradı “seçimden sonra” dedi.
Geçenlerde annemi aradım. “Aksaray’a gelin sizi gezdireyim” dedim. “Annem babanla konuşalım” dedi. Sonra aradı “seçimden sonra” dedi. Annemin ya da babamın seçimle aktif olarak bir ilgisi yok. Ankara ile Aksaray’ın mesafesi de ortada. Fakat öyle işte, seçimden sonra geleceklermiş.
Geçenlerde arkadaşıma “canım çok sıkılıyor, pikniğe gidelim” dedim. “Seçimden sonra” dedi. Veliyi “öğrencinin durumu ile ilgili görüşmek için davet ettim” “Seçimden sonra” dedi. İş ile alakalı birkaç bağlantı yaptım hepsinden aynı cevabı aldım. “Seçimden sonra”. Bitti mi, bitmez. Seçim ile ilgisi olmayan herkes her planını seçimden sonra yapıyor ya, seçimden sonra ne olacak?
Bugün yerel bir gazetenin sahibi, “hocam para varsa dolar falan al” dedi. Neden? Çünkü seçimden sonra kriz olacakmış. Seçimden sonra büyük fenalıklar olabilirmiş. Ya da “istikrara devam edersek şayet” pek güzel şeyler olabilirmiş.
Yıllar öncesinde seçim dönemini hatırladım. İnanın daha coşkuluydu. Fakat karşılaştırma yaparsak projeler konuşulmuyordu. Hatırlayın. Bir kısım “Atatürkçülük” diyordu. Bir kısım “Türkçülük”. Bir kısım ise “İslam”. Projeler konuşulmuyordu. Yıl 2011 projeler konuşuluyor. Bu iyi bir gelişme.
Ve fakat dedim ya o zaman ki coşku yok. Bir de o zaman partililer birbirlerine bu kadar hakaret etmiyorlardı. İnternet bu kadar yaygınlaşmamıştı. Dolayısıyla parti liderleri ile ilgili asıllı-asılsız bilgiler bu derece fazla değildi. Kılıçdaroğlu’ nun resmi üzerine uzun kurdeleli saçlar montaj yapılıp “Kemal’in suçu ne?” esprileri yapılmıyordu. Ya da “İktidar olursam Fatmagül’ün suçunu bulcam” tarzında espriler yapılmıyordu. ”Ya da Bahçeli’nin “pisküvit isteyen sesi” çizgi filmlere dublaj edilmemişti. Üstelik benim bildiğim kadarıyla hiç bu kadar garip kasetler ortaya çıkmamıştı. Düşünsenize o kasetler bir parti başkanını koltuğundan etti. Ve devamında birçok partiliyi… Ya da Emine Erdoğan’ın içkili bir ortamda (montaj olabilir bilemem) fotoğrafının altına “2023’de herkes içecek” esprisi yapılmıyordu. Yani internet siyasetin bir yüzünü çok değiştirdi. O yüzü hepimiz biliyoruz. Bütün bunlar iyi mi? Kötü mü kararı size bırakıyorum.
Ve ulusal basına da bir not iletmek isterim. Evet, farkındayım onlar asla ve asla bu yazıyı okumayacaklar. Fakat yine de yazıp bir nebze vicdanımı rahatlatmak istiyorum. Ve hatta sadece bir not değil bir ilan bu. Ulusal medya PKK propagandası yapıyor. Kanıma dokunuyor. Onlardan gelen her açıklamanın ayrıntıları ile verilmesi. Onların reklamı değil de ne söylesene. Düşünsenize onlar tehdit ediyor bütün kanallar veriyor. Dakikalarca… Ha diyebilirsiniz “habercilik, tabi haber verecekler” Peki haberse neden diğer parti ile alakalı bilgiler verilmiyor. Bütün medya (belki bir kısmı hariç olabilir) AKP-CHP az biraz MHP. Ve fazlasıyla pkk… Dedim ya rahatsız oluyorum. Kanıma dokunuyor.
Ha bir not daha… Şimdi koskoca TÜRKİYE’NİN tek sorunu Kürt sorunumu ey medya! Seçim ile alakalı yapılan bütün açık oturumlarda, bütün köşe yazılarında hep “Kürt sorunu” hatırlatıyorsunuz. Benim güzel ülkemin başka sorunu yok sanki. Ha Kürt sorunu diye bir sorunu da yok. Yok, kardeşim yok! Kürt sorunu yok, pkk sorunu var. Sorun varsa çözüm de var. Fakat çözdürmüyorlar kardeşim. Çözdürmüyorlar. Çözülür mü bir gün?
BELKİ YARIN, BELKİ YARINDAN DA YAKIN!