Üzülüyorum ülkemin geldiği duruma ve ülke insanımın haline. Nasıl bir millet olduk? Nasıl bu hale geldik? Bu nasıl bir ahlak anlayışıdır? Gerçekten anlamakta zorlanıyorum.
Üzülüyorum ülkemin geldiği duruma ve ülke insanımın haline. Nasıl bir millet olduk? Nasıl bu hale geldik? Bu nasıl bir ahlak anlayışıdır? Gerçekten anlamakta zorlanıyorum. İnsanların ayıplarını yüzlerine vurarak canlarını acıtmaktan zevk almak nasıl bir duygudur? Bu insanlar nasıl bir psikolojiye sahiptir? Elimizde mercekle dolaşıp insanların açıklarını arar hale geldik. Kim hata yapmış, kim ayıp etmiş neredeyse bütün zamanımızı bunları bulup çıkarıp gündeme taşımakla meşgulüz. Bunlar normal psikolojiye sahip insanların yapacağı şeyler değildir. Olsa olsa bozuk psikojiye sahip insanların yapacağı şeylerdir ki, ne tür bir bozukluk olduğuna da uzmanlık alanım olmadığından ancak psikologlar karar verebilir.
İnsanlarımızın bu şekilde düşünmesinde ve hareket etmesinde en büyük etken maalesef yazılı ve görsel medyadır. Nerde anormal olay var, toplum psikolojisini olumsuz yönde etkileyeceğini düşünmeden belleğimize iyice yerleştirene kadar servis yapmaktadır. Bir Münevver KARABULUT adını hepimiz ezberledik. Bu menfur olayın nasıl gerçekleştirildiğini saniye saniye takip ettik. Nasıl kesilmiş? Neyle kesilmiş? Hangi saatte nereye götürülmüş? İşin içinde kimler varmış gibi soruların cevabını aradık aylarca. Hepimiz birer dedektif olup çıktık. Allah günahlarını affetsin. Allah annesine babasına sabırlar versin. Elbette suçlu veya suçlular yakalanmalı cezasını çekmeli. Ancak, bu menfur olayı aylarca ülke gündeminde tutmanın, ülkem insanına getirisi nedir?
Yine bir dönem televizyonlarda ana haberlerde sapıklara ve mağdurlarına yer veriliyor, sapık yakalanana kadar bu haber gündemden düşmüyordu. Daha sonra travestilerin polisle çatışmalarını, yol kenarlarında müşteri beklemelerini… Yakın zamana kadarda kadın cinayetlerine günlerce tanık olduk. Sevgisine karşılık bulamayan gençlerin beğendiği kıza reva gördüğü akıl almaz, insanın kanını donduran cinayetler serisi… Kocasından veya sevgilisinden ayrılan kadınların önce defalarca taciz edildiği sonra nasıl öldürüldüğünü günlerce izler hale geldik. Ve izlediğimiz bu olayları ev gezmelerinde veya kahvelerde sohbet aracı olarak kullandık. Yetmedi gazetelerin ayıbı bol üçüncü sayfalarındaki haberleri hatmeder olduk.
Eskiden de bu tür olaylar mutlaka oluyordur. Ancak, bu tür haberler insanları rahatsız ettiğinden, mümkün olduğunca konuşulmuyordu. Çünkü yapılan kabahati konuşmak en az kabahati işleyen kadar hatalı bulunurdu. Şimdi öğle değil. İnsanlar artık bu tür haberleri izleye izleye kanıksadılar. Rahatsız olmak bir yana, bu tür haberlerin devamını bekler hale geldiler. Çünkü olağanlaştı…Yadırganmıyor artık. Tıpkı eskiden bir boşanma haberinin hoş karşılanmayıp, şimdilerde normal bir olay olarak kabul görmesi gibi… Onun içindir ki evli çiftler artık en ufak bir olayda hemen soluğu asliyede alıyor. Çünkü değer yargılarımız değişti. Artık ayıplardan utanmıyoruz.
Fakat ne gariptir ki, başkalarının ayıplarını kusurlarını araştırırken kendi kusurlarımızı hiç göremez olduk. Daha da fazlası, kendi kusurlarımızı örtmek için başkalarının kusurlarını bulup ortaya çıkarıyoruz. Hâlbuki kusurları örtmede peygamber efendimiz bir hadisinde; “Her kim bir Müslüman kardeşinin ayıp ve kusurlarını, kimsenin görmediği ve görmesini istemediği şeylerini örterse, Allah~u Teâlâ da kıyamet gününde onun ayıplarını örter. Her kim Müslüman kardeşinin meydana çıkmasını istemediği bir şeyini ortaya çıkarır ve dile verirse; Allah da onun ayıplarını, kimsenin bilmesini istemediği hallerini meydana çıkarır. Bu suretle kendi evi içinde de olsa onu rezil eder. Müslüman kardeşinin ayıplarını örten, bir ölüyü diriltmiş gibidir.” Der.
Biz ne yapıyoruz? Hal hareketleriyle, oturuş kalkışıyla ve konuşmalarıyla topluma önderlik yapacak olan bazı yazarçizerlerimizle ve politikacılarımızla elbirliği yaparak, insanların kusurlarını araştırıp bulup ifşa ediyoruz. Bunun kime ne faydası var toplumu zehirlemekten, toplumun psikolojisini bozmaktan başka.
Bu gidiş gidiş değil. Toplumu ahlaksızlığa götürür ve beraberinde seri cinayetlerin olmasına sebebiyet verir. Kısacası toplum, toplum olmaktan çıkar.
Büyük düşünür Mevlana “ Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.” Der yedi öğüdünden birisinde.
Dilerim, kendimize çeki düzen vermek için, Peygamber efendimizin ve büyük düşünürlerin sözlerini zaman zaman hatırlarız,