Bu günlerde yazılı medyanın diline doladığı MOBBİNG, sosyoloji ve hukuk başta olmak üzere çeşitli alanlarda üzerinde çalışılan bir konu haline gelmiştir.
Bu günlerde yazılı medyanın diline doladığı MOBBİNG, sosyoloji ve hukuk başta olmak üzere çeşitli alanlarda üzerinde çalışılan bir konu haline gelmiştir. MOBBİNG kökü Latince olan psikolojik şiddet, rahatsız etme veya sıkıntı verme anlamına gelen bir kelimedir. Özellikle hiyerarşik bir yapılanmanın olduğu yerlerde, bazen bir kişinin bazende bir grubun çalışanlar üzerinde uzun süre sistematik bir şekilde uyguladığı bir baskıdır. Genelde idareci yâda işveren gibi bir üstün emrinde çalıştırdığı astlara karşı uyguladığı bir baskıdır.
Mobbing son dönemlerde gündeme oturmakla birlikte, aslında eskiden beri var olan bir konudur. Ancak, o zaman böyle bir kavramın varlığından haberdar olunmadığından, değişik şekillerde mobbinge uğrayan mağdurlar, suçu kendilerinde aramışlardır. Bir müddet sonra da huzursuzluk, korku, öfke ve endişe gibi duygusal sorunlar yaşamaya başlarlar ve kendilerine olan güvenlerini kaybederler. Daha ileri safhalarda ise depresyon, yüksek tansiyon, panik atak ve kalp krizine kadar giden sağlık sorunlarıyla karşılaşırlar. Ve bunun sonu istifa, işine son verme, erken emeklilik, anlaşmalı veya anlaşmasız işten çıkarmalara kadar gider.
Mağdurlar için mobbingin sonu intihar yolu ile ölüm bile olabilir.
Mobbing bir suç olmasına rağmen bugüne kadar, yönetimler tarafından özellikle görmemezlikten gelinmiş, yanlış anlamlandırılmış, müsamaha gösterilmiş veya teşvik edilmiştir. Mağdurlarda haklı olarak kimi kime şikâyet edeceğiz gibi bir çıkmazın içine girmişlerdir.
A.B.D.’de 9,000 kamu çalışanı üzerinde cinsiyet bazında yapılan araştırma neticesinde, kadın çalışanların %42’sinin, erkek çalışanların ise % 15’inin son iki yılda psikolojik şiddete uğradığı tespit edilmiştir. Ancak, kişilik bazında yapılan araştırmalar Mobbinge maruz kalan kişilerin; çalışma hayatlarında zekâ, dürüstlük, yaratıcılık, başarı gibi birçok olumlu özelliklere sahip, duygusal zekâsı yüksek kişiler olduklarını ortaya koymuştur. Buda gösteriyor ki çalışkan ve başarılı olmanız mobbinge uğramanız için en önemli sebeplerden birisidir. Güzel ve bakımlı olmanız, toplumun dikkatini çeken bir kişiliğe sahip olmanız bile mobbinge uğramanız için yeterli bir sebeptir.
Buradan çıkarak, mobbingin nedenleri ve mobbingcinin kişiliği hakkında yeterli bilgiyi elde etmiş oluyoruz. Mobbing mağdurlarının işverenden veya amirden daha üstün özelliklere sahip olmaları ve bu insanların ürettikleri yeni fikirler, çevresindeki iş arkadaşlarını rahatsız ettiği gibi daha yüksek mevkilerde görev yapanlar için de tehdit oluşturmaktadır. Dolayısıyla mobbingci onlar üzerinde üstünlük kurmak, onları buyruğu altına almak ve yok etmek arzusundadır.
Bütün bunlara, mobbingcinin zayıf kişiliğini, korkak, nevrotik ve iktidar açlığı içinde olmasını, bunu bir üst olması nedeniyle kendinde hak görmesini ve çocukluk travmalarını da ekleyebiliriz.
Bundan dolayıdır ki, mobbing mağdurları yaşadıklarının bir iş yeri sendromu olduğunu, uğradıkları tacizin kendilerinden kaynaklanmadığını bilerek, mücadeleye devam etmeliler.
Mobbing, iş hayatında bulaşıcı bir hastalık gibidir. İyileştirici önlemler alınmadığı takdirde, mağdurların yaşamış olduğu sıkıntıların yanı sıra, çalışan personelde, idareye ve iş arkadaşlarına karşı güven ve saygı azalır, motivasyon düşer, çalışanlar ile idareciler arasında uyumsuzluk başlar ve iş verimliliği düşer.
Avrupalı uzmanlar, mobbing sendromuna yakalanan bir kişinin topluma maliyetinin, yıllık gelirinden fazla olduğunu belirtiyorlar.
İşin en acı tarafı ise, gelişmekte olan ülkelerde çok sayıda çalışanın benzer durumda olması ve bunun ciddi anlamda psikosomatik rahatsızlıklara neden olabileceğinin bilinmemesidir.