Emniyette Şube Müdürlerinin Yeri Değişti.
 İl Genel Meclis Başkanı Av. Özkan Doyğun’a Onur Ödülü
21 Mayıs Dünya Süt Günü Kutlanıyor
Nurgözde Sıla Özlemi Şenliği
Bu yazı 26 Nisan 2011, SALI 09:40:42 tarihinde eklendi. 1451 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Sözde Ermeni Soykırımı - Ayten Tuncer Kamacı

Ermeni meselesi… Ermeni meselesi… Yıllardır temcit pilavı gibi her 24 Nisan’da önümüze getirilen bu meselenin aslı nedir?
Sözde Ermeni Soykırımı

Ermeni meselesi… Ermeni meselesi… Yıllardır temcit pilavı gibi her 24 Nisan’da önümüze getirilen bu meselenin aslı nedir? Osmanlı bunlara zulüm mü yaptı? Vatanlarını mı işgal etti? Ne yapmıştı Osmanlı bunlara da dünyadaki pek çok devlet ermeni meselesi diyerek üzerimize gelip,  devletimizi suçlu ilan ediyorlar?

Saygıdeğer okuyucularım, konuyu daha iyi anlayabilmemiz için tarihe bir göz atmamızda fayda var. Ermeni meselesi aslında bizden ziyade Ortadoğu ve Kafkaslarda çıkarları olan emperyalistlerin ülkemiz üzerine oynadığı oyunlardan birisidir.  Rusya, İngiltere, Fransa ve Almanya gibi Emperyalist devletler ekonomik ve siyasi olarak zayıflamaya başlayan Osmanlıyı parçalamak için içimizdeki gayr-i Müslimleri (Ermenileri, Rumları) ve Kürtleri kullanmışlardır. Aslına bakılırsa Ermenilerin tarihin hiçbir döneminde kurulu bir devletleri olmamıştır. Hep bir efendileri ve efendilerinin himayesinde yaşamış bir toplum olmuşlar.

Ermeniler, Roma İmparatorluğu himayesindeyken,  mezhep farklılığından dolayı hep zulüm ve baskı görmüşlerdir. M.S.451 yılında Ermenilerin Bizans Kilisesi’nden ayrılması bu problemi daha da artırmıştır. Ta ki Selçukluların 1071 yılında Bizanslılarla (Doğu Roma İmparatorluğu) yaptığı Malazgirt Savaşı’nda galip gelip Anadolu’ya yerleşmesine kadar.  Ermeniler Bizanslıların zulmünden o kadar yılmışlar ki, farklı dinden olmalarına rağmen bu savaşta Selçukluların yanında yer almış, onları desteklemişlerdir. Selçuklular zamanında başlayan bu dostluk Osmanlı döneminde en üst seviyelere kadar çıkmıştır. Öyle ki Osmanlı döneminde gayrimüslimler arasında en imtiyazlı toplum konumuna gelerek Millet-i Sadıka

(en dürüst ve en sevilen topluluk) ilan edilmişlerdir. Ancak, Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıflamasını fırsat bilen emperyalist devletler, hem Kafkaslardaki emellerine ulaşabilmek, hem de Rusların sıcak denizlere inmesine engel olmak için bugünkü İsrail ve Kuzey Irak gibi, istediklerinde kullanabilecekleri bir Ermenistan devleti kurmak için kolları sıvamışlardır. Bunun içinde bir taraftan “Islahat” adı altında Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışırken diğer taraftan Ermenileri Osmanlıya karşı kışkırtıp gizli gizli silahlandırmışlardır. Yapılan Islahat Ferman’ı ile ayrıcalıklarını kaybeden Ermeniler, 1877-1878 Osmanlı - Rus Savaşı sonucunda Ruslardan, işgal ettiği Doğu Anadolu topraklarından çıkmamalarını, bölgeye özerklik verilmesini veya yasadıkları vilayetlerde ıslahatlar yapılmasını ve Müslüman halka karsı haklarının korunmasını talep ederler. Ruslar tarafından kabul edilen Ermenilerin bu talebi, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda Osmanlı ile Rusya arasında imzalanan Ayastefanos Anlaşması’na, Ermenilerin menfaatlerinin korunması için ıslahat yapılması şartı bir madde olarak eklenir.  Böylelikle Ermeni sorunu tarihte ilk kez uluslar arası bir belgeye yansıtılmış olur ve 1878 yılında yapılan Berlin Kongresi’yle de emperyalist devletler Ermeni toplumu için yapılan ıslahat hareketlerinin kontrolünün kendileri tarafından yapılacağını garantilerler. Dolayısıyla, Türk-Ermeni ilişkilerine yabancı devletlerin müdahale hakkı tanınmış olur.

Artık, emperyalist devletlerin desteğiyle Avrupa’da ermeni lobileri oluşturulmaya ve Avrupa medyası tarafından ermeni haklarını savunan yayınlar yapılmaya başlamıştır. Ve nihayetinde Hınçak isimli ilk ermeni komitesi kurulmuş olur. Bu komite kısa zamanda hızla teşkilatlanarak ülkemizde büyük merkezlerde şubeler açmaya başlar. Türklere karşı silahlandırılan Ermeniler artık yavaş yavaş taşkınlıklara da başlamışlardır. Ermenilerin bu taşkınlıklarına kızan Türk halkı karşı cevap verir ve ülkenin belli merkezleri, özellikle İstanbul savaş alanına döner. Bu olaylardan sonra, Avrupa devletleri, Ermeni cemiyetinin yayınlamış olduğu, ülkemizin Doğu Anadolu Bölgesi’nde muhtariyet isteyen bildiriyi desteklediğini açıklar. Ermenilerin bu istekleri zamanın padişahı Abdülhamit Han tarafından reddedilir. Ancak, İttihat ve Terakki Partisi’nin Abdülhamit Han’ı iktidardan uzaklaştırmasıyla oluşan yönetim boşluğundan istifade eden Ermeniler katliamlara başlarlar. 1.Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte içimizdeki Ermeni çeteleri ve Rum işbirlikçiler Fransızlar, İngilizler ve Rusların oyununa gelerek Türklere karşı savaşırlar. Sivil asker demeden akıl almaz katliamlar yaparlar ve bin yıla yakın birlikte yaşadıkları Türkleri arkadan vururlar. Etrafı dört bir yandan düşmanla sarılmış olan İstanbul hükümeti, birde içerde kendi vatandaşı olan Ermeniler ve Rumlar tarafından arkadan vurulunca, çareyi 24 Nisan’da almış olduğu tehcir kararı ile Ermenileri şimdi ki Suriye topraklarına göç ettirmek zorunda kalır. Tehcir bir soykırım değildir. Tehcir Osmanlının mecbur kaldığı ve doğuda meydana gelen olayları en aza indirgemek maksadıyla yaptığı bir uygulamadır.

Soykırım suçlaması Türklere karşı yapılmış en büyük haksızlıklardan birisidir.  Türkler tarihin hiçbir döneminde himayesindeki toplumların ne dinine nede diline karışmıştır. Eğer Osmanlı isteseydi onları Türkleştirir veya Müslümanlaştırabilirdi. Osmanlının hiçbir zaman emperyalist emeller gütmediği buradan da anlaşılmış oluyor. Hâlbuki Avrupa ve Amerika’nın geçmişine baktığımızda asıl soykırımı onların yapmış olduklarını görüyoruz. Milyonlarca Kızılderili’yi yok eden ABD’dir. Cezayir‘deki katliamları yapan Fransa’dır. Yahudilere soykırım uygulayan Almanya’dır. Çarlık ve Sosyalist Rusya’nın Türklere yaptığı zulümde bir soykırımdır. İsrail’in Filistinlilere yaptığı eziyette bir soykırımdır. Ayrıca, son yıllarda Amerika’nın Irak’ta ve Afganistan’da yaptığı da bir soykırımdır.

İngiltere, Fransa ve Rusya’nın emperyalist emelleri, yüzyıllarca barış içinde yasamış iki toplumu birbirine düşman etmiş, yollarını ayırmıştır. Fakat batı hiçbir zaman emellerinden vazgeçmemiştir. Yıllar sonra Türklerin başına ASALA ermeni terör örgütünü musallat ederek, Avrupa ve Amerika’da görev yapan 35 Türk diplomatının şehit edilmesine sebep olmuşlardır. Şimdide Türk-Kürt kardeş kavgası çıkarmaya çalışmaktadırlar. Maalesef bu kadar acı tecrübeye rağmen hala batının ve Amerika’nın bu oyununa geliyoruz ya… PES DOĞRUSU…

Yazdır Paylaş
Diğer Ayten Tuncer Kamacı Yazıları

GaziSOFT Php Profesyonel Haber Yazılımı
haberler