Merhamet, insanoğlunun kuşanması gereken en büyük zenginliklerden bir tanesi. N.F.Kısakürek’in ifadesiyle “Merhamet hava gibi su gibi muhtaç olduğumuz iksir
Merhamet, insanoğlunun kuşanması gereken en büyük zenginliklerden bir tanesi. N.F.Kısakürek’in ifadesiyle “Merhamet hava gibi su gibi muhtaç olduğumuz iksir. Baş aşağı bir cemiyeti baş yukarı edecek bir kuvvet. Merhamet, insanlara merhameti öğretmek insandaki kötülük iktidarını döve döve pekiştirmek yerine ohlıya ohlıya yumuşatmak.” Sadece acımakla izah edilemeyecek,şefkatle eşdeğer kılınmayacak ve cemiyetin varlık nedenini de içine alacak kadar geniş bir kavramdır, merhamet.
Merhameti yitirdi insanlık alemi çoktandır. Yürek bahçemizin sevgi pınarları kurudu merhametin yokluğundan. Tabanında merhamet olmayan bir dünyanın tavanından zulüm yağmurları dökülür. Merhametin hor görüldüğü dimağlara zulüm en korkunç hayalleri şahmeran kılar. Yok ettiğimiz binlerce canlı türü; katlettiğimiz ormanlar ; kendi ellerimizle deldiğimiz Ozon Tabakası; kuruttuğumuz göller; kirlettiğimiz nehirler; öldürdüğümüz balıklar;çölleşen topraklarımız; ırk, cinsiyet ya da renk ayrımlı insan tasniflerimiz; kesik baş,kol,bacak manşetleriyle süslenen cinayetler; dünya nüfusunu birkaç kez yok edecek kadar silah üretilmesi; sevginin,tarihin,tabiatın kısacası insanlığın ölüşü MERHAMETSİZLİKTEN kaynaklanmıyor mu?
Yaralı göçmen kuşların bakımı için vakıflar kuran,;yolcular dinlensin diye kervansaraylar inşa eden; su dağıtmayı Cennet vesilesi kılan; İnsanlara eza veren dikeni yoldan kaldırmayı sadaka sayan;kendisine kurşun sıkan düşmanı yaralanınca, onu tedavi edip, son yiyeceğini ona ikram eden MERHAMET MEDENİYETİNİN ÇOCUKLARIYIZ.
“Uhut Dağı bizi sever ,biz de O’nu.” Diye, taşlara merhameti;ölmüş köpeğin dişlerinin güzelliğine dikkat çekerek, varlığa merhameti; Mescitte ağlayan bir çocuk duyunca namazı kısaltarak ,sevgiye merhameti; Merkebine fazla yük yükleyen sahabesini cezalandırarak, canlıya merhameti; “Kıyametin kopacağını bili bilseniz elinizdeki fidanı dikiniz” buyurarak, tabiata merhameti; Torunlarını hutbede kucağına alarak, çocuklara merhameti; Esirlerin okuma yazma öğretmesi karşılığında serbest bırakılmasını sağlayarak, düşmanlara merhameti; “Siz yerdekilere merhamet edin ki; göktekilerde size merhamet etsin.” Buyurarak evrensel merhameti; “merhamet etmeyene, merhamet olunmaz.”buyruğuyla,empatik merhameti öğreten MERHAMET PEYGAMBERİNİN ÜMMETİYİZ.
Sadece insanlara has zannettiğimiz fakat bütün canlılarda varlığını sürdürdüğü halde insandan sıyrılan merhameti yeniden kuşanmamız gerekiyor. Her ne kadar göz yaşlarımız suçlarımızın rengini soldurmasa da,merhamet pınarlarını canlandırır beklide! Çünkü ağlayanlar anlayabilir yürek tellerinden çıkan merhametin sesini. Buz çölünde yol alan insanlığı ,insanlık hedefine ulaştıracak yegane yol merhamet köprüsünden geçer. Üstadın özlemine bir yol bulalım ve “……kendimden birine, ondan öbürüne geçer bir merhamet yangını çıkar bütün ülkeyi sarar diye tımarhanelik bir hayalin peşine düşmüş gidiyorum…..Göklerin, merhamet dolu dolduğuna inanıyorum. Bizse nefsimizin beton çatısını tepemize dikmiş yaşamayı öldürüyoruz. Merhamet, alem bu temel üzerinde. Eğer toprağa, tohuma hatta kire lekeye merhamet olunmasaydı su olur muydu?
Rengin merhamet, sesin merhamet pırıltılı şırıltılı su.
Ne duruyorsunuz? Sökün sahte su borularını, ev ev merhamet şebekeleri kurun. Tepelerinizdeki çatıları da yıkın, göklerle temasa geçin.
O zaman göreceksiniz ki acı su borularından, kendi kendine tatlı su akacak. Ve başlar üstünde güneşe yol veren kubbeler yükselecek…”