Turizm bir ülkenin ekonomik, sosyolojik ve kültürel değerlerinden birisidir. Ülkeye turistin gelmesi, dövizin girmesi, ekonominin canlanmasına katkı sağlayacağından, ülke ekonomisi açısından çok büyük önem taşımaktadır.
Turizm bir ülkenin ekonomik, sosyolojik ve kültürel değerlerinden birisidir. Ülkeye turistin gelmesi, dövizin girmesi, ekonominin canlanmasına katkı sağlayacağından, ülke ekonomisi açısından çok büyük önem taşımaktadır. Çünkü turizm birçok sektörle ilişki içerisindedir ve o sektörlere para kazandırmaktadır. Ülkemiz sahip olduğu tarihi zenginlikleri, doğal güzellikleri, çeşitli iklim, bitki ve yer şekillerinin zenginliğinden dolayı turizm konusunda çok şanslıdır ve bu konuda dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer almaktadır.
Değişik yerleri görmek, farklı insan gruplarıyla bir araya gelmek en önemli hobilerimden birisi olduğundan, ülkemizin güneyde Alanya’dan Bodruma, Ege’de Bodrum’dan Çanakkale’ye, Trakya bölgesi de dâhil olmak üzere Karadeniz’de Samsun’dan Hopa’ya kadar olan yerleri, yurt dışında da Londra, Paris, İsviçre ve Yunanistan gibi ülkeleri gezme şansına sahip oldum. Ancak şunu samimiyetle itiraf etmeliyim ki ülkemizin sahip olduğu tabii ve eşsiz güzelliklere hiçbir yerde rastlayamadım. Deniz, kum ve plajlarının güzelliğinden dolayı başta Antalya olmak üzere Marmaris, Bodrum, Kuşadası, Çeşme, Manavgat, Side, Kemer, Kaş ve Fethiye deniz turizminin en fazla geliştiği yerlerdir. Antalya’dan Bodrum’a kadar sahil boyunca adeta danteli andıran o eşsiz güzellikler sanki cennetten bir parça gibi… Bir tarafta uçsuz bucaksız masmavi bir deniz diğer tarafta yemyeşil maki, meşe ve çam ormanlarının sıralandığı harika bir doğa güzelliği… Antik tiyatroları, stadyumları, su kemerleri ve heykelleriyle ülkenin tamamı adeta bir müze gibi…
Yine Çoruh, Dicle, Fırat ve Sakarya gibi nehirlerimizde yapılan rafting ve kano gibi akarsu sporlarıyla… Yöreye egzotik bir hava katan Düden, Kurşunlu ve Manavgat Şelaleleriyle… Pamukkale Travertenleri, Ihlara vadisi, Ürgüp, Göreme ve Avanos çevresindeki peribacalarıyla… Uludağ, Kartalkaya, Erciyes, Ilgaz, Palandöken ve Sarıkamış’ta yapılan kış sporlarıyla önemli bir potansiyele sahiptir.
Deniz turizminin dışında son yıllarda kongre turizmi, yat turizmi, golf turizmi, yayla turizmi, dağ turizmi ve inanç turizmi gibi turizm çeşitlerinin önem kazandığını görmekteyiz. Turistler yatlarda konaklamakta ihtiyaçlarını da gittikleri yerlerden karşılamaktadır Kongre turizmini ise yapmış olduğum ulusal ve uluslararası organizasyonlardan bildiğimden, tarih ve kültür hazinesi olan ülkemiz, birinci sınıf otel konaklama ve konferans tesisi zenginliği ve dünyanın belli başlı şehirlerine kolayca ulaşım imkânı ile Avrupa ve Asya'nın birleştiği yerde, toplantı ve kongrelere çok uygun bir mekân konumundadır.
İnanç turizmine gelince; dünyada seyahat eden binlerce turistin manevi boşluk ve arayışlarda olması; barış, kardeşlik, hoşgörü ve sevgi ile tüm insanlığı, “gel” çağrısıyla kucaklayan Mevlana’nın her yıl artan bir sayıyla yabancılar tarafından ziyaret edilmesi; sayısız medeniyetlere ve kutsal dinlere sahne olan Anadolu topraklarında Üç semavi dinin (Müslümanlık-Hıristiyanlık-Musevilik) günümüze kadar ulaşan birçok önemli ziyaret merkezlerinin bulunması bu turizme olan ihtiyacı gündeme getirmiştir.
Ayrıca, tarih boyunca ülkemizde kurulmuş olan çok çeşitli medeniyetler ve bu medeniyetlerden kalan eserler ülkemizi tarihi eserler bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden biri haline getirmiştir Hititler döneminden kalma şehir kalıntıları, Urartular, Frigler ve İyonlardan kalma tarihi kalıntılar, Selçuklular ve Osmanlılardan kalma camiler, hanlar, hamamlar ve kümbetler ülkemizin hemen her tarafında yaygın olarak görülmektedir.Çanakkale Savaşı’nda şehit düşen askerlerimiz anısına yapılan şehitlikler ile Kurtuluş Savaşı’nın yaşandığı alanlar çok sayıda turist çeken yerlerin başında gelmektedir Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul ise rakipsiz dekoru ve mimari hazinelerinin zenginliğiyle zaten dünyanın en büyük turizm bölgeleri arasında yer almaktadır. Şimdiye kadar anlatmaya çalıştığım turizmin görünen faydaları. Birde görünmeyen faydaları var ki bu pek dikkatleri çekmez.
İnsanlar gittikleri ülkelerin tarihi turistik yerlerini görmenin yanı sıra o ülkenin kültürlerini yakından tanıma imkânına da sahip olurlar. Bu durum insanları birbirlerine yaklaştırır ve onların birbirleri hakkındaki önyargıların değişmesine neden olur. Hatırlayacaksınız 17 Ağustos depremine kadar yunanlılarla birbirimize diş biliyorduk. Ne zaman ki deprem oldu ve yunan kurtarma ekipleri yardıma geldi ve akabinde Yunanistan’daki depreme bizim kurtarma ekipleri koştu, o gün bugündür iki ülke toplumlarının birbirlerine bakış açıları değişti. Ve her iki ülke insanları birbirlerine turistik gezilere başladılar. Özellikle 1924 mübadelesinde Türkiye’den Yunanistan'a gönderilen halktan bir kısmı hemen her yıl atalarının doğup büyüdüğü yerleri ziyaret eder oldular. Birbirlerini tanımayan bu iki toplum insanları ne kadar çok ortak yönleri olduğunun farkına vardılar. AB’ne girip ortak para birimi Avro’ya geçtikten sonra zaman içinde sarsılmaya başlayan yunan ekonomisi pahalılığın artmasıyla da ülkemizle ticari ilişkilerini artırmak zorunda kaldılar.
Ülkemiz gerek Asya ve Avrupa kıtaları arasında bir köprü konumunda olması gerekse Ilıman iklimi, zengin bitki örtüsü, eski medeniyetlerin bıraktığı tarihi eser ve anıtlarıyla turistler için adeta bir cennet gibidir. Bütün bunlara rağmen ülkemiz, hak ettiği turist sayısına bir türlü ulaşamamıştır.
1985′den sonra turizm yatırımlarının artırılması, turizm sektörüne verilen krediler ve tanıtım kampanyaları ile birlikte ülkemize gelen turist sayısında ve elde edilen gelir miktarında biraz artış olmuştur. Mesela, 2006 yılında turizmden elde edilen gelir 14 milyar doları geçmiştir. Ancak, turizmden elde edilen bu gelir, sahip olduğumuz eşsiz tarih ve kültür zenginliği ile mukayese edildiğinde yeterli mi? Kesinlikle hayır. Çünkü gezdiğim turizm bölgelerinde gördüğüm eksikliklerin en önemlisi istihdam edilen personeldeki kalite düşüklüğü ve düzensiz yapılaşmaydı. Maalesef personeldeki kalite düşüklüğü, esnafın taciz edecek şekildeki davranışları ve halkın art niyetli yaklaşımları ülkemize gelen turistleri ciddi şekilde rahatsız etmektedir.
Ne zaman ki konaklama yerlerini daha düzenli ve kolay ulaşılır hale getiririz, turistlere karşı güler yüzlü, kibar ve nazik davranırız, değerinden yüksek ve zorla satış yaparak onları rahatsız etmeyiz, ancak o zaman ülkemize gelecek turist sayısının artmasını sağlayabiliriz. Unutmayalım, daha çok turist, daha çok döviz demektir.