İNSAN, söz konusu olunca işimiz ne kadar zor. Anlatmak ne kadar zor. Tanımak ne kadar zor. Anlaşmak ne kadar zor.
İNSAN, söz konusu olunca işimiz ne kadar zor. Anlatmak ne kadar zor. Tanımak ne kadar zor. Anlaşmak ne kadar zor. Yeryüzünde ki en güzel şeylere sebep olurken insan. Ah birde şu yaptıklarına bak! Can alan insan, yangınlar çıkaran insan, katliam yapan insan, yalan söyleyen insan, bir başkasının hayatını darmadağın yapan yine insan.
Ah insan vah insan. Seni tanımak ne zor insan. Melek sanırsın şeytan çıkar. Aman kavun değil ki koklayım alasın. Ah insan, vah insan. Maskenin ardındakini nasıl göreceğiz? Yüreğini nasıl bileceğiz? Bilim gelişedursun, geliştikçe insan karmaşıklaşıyor. İnsanı çözmeye ne bilimin gücü yeter ne de sanatın.
Velhasıl benim kurduğum bir oyun var. Bu köşe yazımda “insanı tanıma üzerine” biraz konuşmak isterim. Karşımdakini tanımak adına kurduğum oyunu anlatacağım. Oyunumu anlatmadan önce toplumca bilinen birkaç yöntem üzerinde duracağım. Haklılık payını anlatmaya çalışacağım.
YÖNTEM BİR: İNSAN YOLCULUKTA BELLİ OLUR: Teşhisi kim koyduysa doğru koymuştur. Gerçektende uzun yolculuklarda insanı daha iyi tanırsınız. Mesela arabada beraber gidiyorsunuz ya da otobüste… Fark etmez vasıtanın ne olduğu. Saatlerce birlikte vakit geçirmenin neticesinde hemen tanıyıverirsiniz. Hele ki yolculuk sırasında olumsuz bir şey olduysa daha çabuk tanırsınız.
YÖNTEM İKİ: İÇKİ MASASI: Bu teşhiste doğrudur. İnsanı tanımanın yollarından biri içki masasıdır. Mesela bir arkadaşınız var ve tanımak istiyorsunuz. Hemen oturun içki sofrasına. Eğer ilk kadehte sapıtırsa, yani hemen kafayı bulursa uzak durun. Ondan hayır gelmez size. Hele ki sarhoşluğun etkisi ile etekteki taşları dökerse işte o zaman görün siz.
YÖNTEM ÜÇ: KÖTÜ GÜN DOSTU: Bu kavramda toplumumuzca sık sık kullanılır. İnsanız neticede. Her günümüz aynı olacak, her gün cenneti yaşayacağız diye bir şartımız yok. Bazen çok kötü oluruz. Maddi olarak, sağlık olarak, gönülsel olarak… O gün yanınızda kim olacak bir bakın. Fakat bu çok önemli bir süreçtir. Kötü gün kısa ise yanınızda çok dostunuz bulunabilir. Önemli olan uzun bir kötülük sürecinde yanınızda kimin olacağıdır. Bunu asla unutmayınız. Bir günlük dost, dost değildir.
YÖNTEM DÖRT: İYİ GÜN DOSTU: Toplumumuz acımayı sever, kötü günde yanında olmayı da sever. Genelde yardım etmeyi de sever. Aslında önemli olan İYİ GÜNÜNDE YANINDA KİM OLDUĞU, FAKAT GERÇEKTE KİM OLDUĞU. (BU BENİM TEZİM). Örneğin iş yerinde birden terfi ettiniz. Dost sandıklarınızın size bakışına dikkat edin. Birden maddi refahlamaya girdiniz. İşleriniz yolunda. Etrafınıza bakın. Kıskanıyorlar mı? Allah daha çok versin mi diyorlar. Yoksa iftiramı atıyorlar arkanızdan. “BU VARYA KESİN KARANLIK İŞLER YAPIYOR DA O SEBEBTEN BÖYLE ZENGİNLEDİ”
YÖNTEM BEŞ: MENFAATİNE DOKUNUN: İşte bu benim oyunumun bir parçasıdır. Sevgilim ya da dostum. Yani benim için önemli bir insan ise bu oyunu ona yaparım. Eğer bu oyundan geçerse gerçekten dostum olarak, ya da sevgilim olarak kalır. Eğer geçemezse poposuna bir tekme yer. Oyun şöyle. Onun bir işine engel olacaksın. Evet, bunu bilerek yapacaksın. Yani menfaatine dokunacaksın. Bunun öyle çok çok önemli bir şey olmasına gerek yok. Orta çapta bir işine engel olabilirsin. Ve sonuca bak. Tepkisine bak. Eğer gerçekten sana “canın sağ olsun be!” diyorsa eyvallah. O senin gerçekten dostun ya da sevgilin olmaya adaydır.
YÖNTEM ALTI: SIR VER: Bu çok tehlikeli bir oyundur. Dostumu ya da sevgilimi bu oyunla da test ederim. Açık şöyleyim hayatımda bu sınavı geçen çok az insan oldu. Neyse o kişiye bir sır ver. Bu doğru olmayabilirde. Yani yalanda söyleyebilirsin. Ve gözlemle bu sırrı ne kadar taşıyor. Hele ki yukarda ki yöntemde menfaatine dokunmana rağmen bu sırrına sadık kalıyorsa işte aradığını buldun demektir.
YÖNTEM YEDİ: ONA KÜS: Evet küs. Bir şeyleri bahane et küs. Yani tartış. Aranızda bir soğukluk oluştur. Ve bak. Neler yaptığına bak. Seni üzecek şeyler yapıyor mu? Sırrına sadık kalıyor mu? Yoksa senin canını acıtmak için özel bir gayret mi gösteriyor. Eğer bu küslük döneminde iyi gözlemlersen onun ne mal olduğunu anlayabilirsin. Ya da bir ihtimal ne kadar muhteşem olduğunu. Fakat gözlemlerinde objektif olmaya çalış. Ve tabi ki bir de sabırlı olman gerekiyor.
İşte oyun. Eleştirebilirsiniz beni. Ne lüzum var bu oyunlara diyebilirsiniz. Hatta bir ihtimaldir, kafayı yediğimi bile düşünebilirsiniz. Ne olursa olsun bu yazdıklarımı hafife almayın. Yıllarca psikoloji okuduğumu ve yıllardır bu işin içinde biri olduğumu hatırlatmak isterim.
Oyunuma kızabilirsiniz fakat hayatında kendisinin bir anlamda oyun olduğunu unutmayın. Ve en önemlisi insanların bazılarının oynadığı pis oyunları düşünürsek benim oyunum yanlarında şeker gibi kalır. Oynaması zordur bu oyunu. Yürek ister. Neticede oyun sonrasında birileri hayatından çıkar. Yani daha doğrusu sen çıkartmak zorunda kalırsın. Serdar Ortaç’ın son bomba şarkısı gibi. Hayatından tüm mikropları atarsın!
Her şey gönlünce olsun.