Tarih kitaplarını açıp bakalım. “Analar ne kahramanlar doğurmuş”. Sadece Türkiye tarihi değil, dünya tarihinde de nice kahramanlar var.
Yeni bir kahramanlık: Facebook kahramanlığı
Tarih kitaplarını açıp bakalım. “Analar ne kahramanlar doğurmuş”. Sadece Türkiye tarihi değil, dünya tarihinde de nice kahramanlar var. Kimi bir savaşta kahraman olmuş. Kimisi bir hayatta… Kimisi bağımsızlık için kahraman olmuş kimisi aşkı uğuna. Devrimler yapanlar olmuş. Tarihin yönünü değiştirenler. Tarihi baştan yazdıranlar…
Geçmişte yaşamış bu kahramanların hayatını okuduğumuzda ağzımız açık kalıyor. Onlar gerçekten koca yürekli kahramanlar. Şimdi, yani yaşadığımız şu dönemde de kahramanlar var mıdır? Bu dönemde kahraman olmak nasıldır, bilemem. Ve fakat artık teknoloji çok gelişti. Bu gelişmeyle beraber birçok anlayış da değişti. Mesela internet aldı başını gitti. İnternet bu kadar hızlı olunca yeni bir kahramanlık türedi. Sosyal paylaşım sitesi “Facebook Kahramanları”’nı oluşturdu. Adı üstünde (face)boktan kahramanlar. Adı üstünde, ucuz kahramanlık. Nasıl mı oldu?
Adam sessiz kendi halinde bir adam(ya da kadın). Bir derdi olsa karşısına bunu izah edebilecek becerisi yok! Yüreği yok! Bir’de facebook’una bakıyorsun o da ne? Bizim fare olmuş aslan. Yakıyor, yıkıyor, parçalıyor… Bazen iş ile alakalı bir konu, bazen aşk ile… Velhasıl gürlüyor işte! Al sana ucuz kahramanlık. Al sana facebook kahramanlığı.
Siyasi kahramanlarımızda var. Mesela bakıyorsun adam AK partiye takmış. Facebook’unda eleştiri üstüne eleştiri. Ak partiyi yakıyor, yıkıyor… Sonra gerçek hayatta bir bakıyorsun ki adam Ak partililere saygıda kusur etmiyor! Menfaatine uyarsa gidip üye bile olabiliyor. (Başka bir parti de olabilir, sadece örnek.)
Yine bir adam. Bakıyorsun facebook’una diyorsun “Vay be nasıl milliyetçi”. Yaşantısına bakıyorsun, adamın aldığı nefes ülkeye zarar.
Tabi gerçek hayatta üçkâğıtçı olup Facebook’unda bu üçkâğıdına beş kâğıt ekleyenlerde oluyor. Bunlar da “ucuz aşk kahramanları”. Adam evli, mutlu, çocuklu. Facebook’una bakıyorsun “İLİŞKİSİ YOK” durumuna bakıyorsun “bir romantik, bir romantik” “GERÇEK AŞK ARIYOR”. ADAM dediğime bakmayın, kadın olup da bunu yapanlarda var. Mesela evli, mutlu, çocuklu. Velhasıl önüne gelen erkekle özel sohbette…
Facebook kullanırsınız kullanmazsınız bilmem. Seversiniz sevmezsiniz hiç bilmem! Kim bilir belki de Recep İvedik haklı. Facebook belki de “kazma” doldu. Ve fakat facebook hayatımıza “TAM GİRİŞ YAPTI” haberiniz olsun. En basiti seçim çalışmaları içinde Facebook ile ilgili çalışmalar olduğu partililerden duyduğumuz bir bilgi.
Facebook hayatımıza fazlasıyla girdi. Geçenlerde bir arkadaşım anlattı. Patronu yanına çağırıp hesap sormuş. Sen facebookta şöyle şöyle yazıyor muşsun? Neden diye? Düşünsenize iş arkadaşları patrona şikâyet etmiş. “Bize dokundurmalar yapıyor, facebooktan saldırıyor” diye. Duyunca önce güldüm. Sonra düşündüm. Sonra da bu yazıyı yazmaya karar verdim. Neyse bana ilham kaynağı oldular. Bundan sonra İsmail YK şarkı yaparken inşallah yazdıklarımı da göz önünde bulundurur. Bu arada İsmail YK’nin twitter ile alakalı şarkısını “AİLECEK BEKLİYORUZ”!
Arkadaşımın iş arkadaşlarına acıdım. Nasıl bir acizliktir çözmeye çalıştım. Tabi çözemedim. Dönelim de konu neydi? Hatırladım yeni türeyen bir tür “Facebook Kahramanları”. Konuyu daha iyi anlatabilmek için kendimden örnek vermek istiyorum.
Bugün bende çok kızdım. ( Sizin yazıyı okuduğunuz gün sinirlendiğim gün değil, aman dikkat! İnşallah siz yazıyı okuduğunuz gün ben sinirli olmayacağım)
Neyse bugün sinirlendim ve facebook profilimde durumuma aynen şöyle yazdım:
“Susuyorsam, sesimi çıkarmıyorsam, davranmıyorsam… bir nedeni var… YALAN SÖYLEME PERFORMANSINIZI VE AŞAĞILIK KAPASİTENİZİ GÖZEMLİYORUM…kafamı bozmayın YAKARIM” yazdım.
Pe ki diyeceksiniz ki o zaman kendi kendinle çelişiyorsun. Sen de mi Facebook’un ucuz kahramanlarındansın?
Hayır! Arada şöyle bir fark var. Ben buyum zaten! Gerçek hayatta buyum. Yani ayağını yere sağlam basan, tek başına dimdik ayakları üzerinde duran, kimseye midare etmeyen bir insanım. Ellerimi masaya vurmam gerektiğinde elleri titremeyen bir ben’im. Ben sevgimi de nefretimi de o kişi ile alakalı her düşüncemi de yüzüne korkmadan söyleyebilecek bir insanım. Ki o insan her kimse kim…
Hatırımda olanları söyleyeyim: Bir milletvekiline “Genel başkanınızı değiştirmezseniz hiçbir zaman iktidar olamayacaksınız” diyebilecek kadar cesur. (Başkası olsa fırsatı değerlendirip menfaat sağlamaya çalışırdı) Beş vakit namaz kılıp maaşımızı nedensiz geç veren patrona “istersen on kere yat kalk cehennemdesin” diyecek kadar cesur.(Ankara’da ilk meslek yılarımda). (Dinimizde alnının teri kurumadan hakkını verin diyor) Dershane sektörüne ilk başladığım yıllarda benden saygısızca çay isteyen patronun kafasına çay dökecek kadar cesur. Adi, şerefsiz bir insana şerefsizliklerini kusacak kadar cesur. Çalışmayan bir iş arkadaşına, hiçbir şeyden çekinmeyerek, yüzüne “çalışmadığını” söyleyecek kadar cesur.(Çalışmıyor lakin tehlikeli…) Aptalca bir davranış sergileyen arkadaşını, arkadaşlığını kaybetme riskini göze alarak “aptal” olduğunu haykıracak kadar cesur! (Sonuç, aptal olduğu kadar mal olduğu da görmüş oldum) Ve lanet bir kadına “sürtük” olduğunu söyleyecek kadar cesur! (Bu kadın internette bir resim var ya oradan fırlamış sanki! Hani, ortada oturuyor. Sağında sevgilisinin elini tutuyor, solunda da kankası ile fingirdeşiyor ya! Arkadan çekilmiş bir foto…)
Yani bazen avaz avaz susacak kadar cesur! Bazen haykırarak konuşacak, yazacak kadar cesur. Netice de kendi dünyamda bir kahramanım. En azından ucuz facebook kahramanı değilim.
Yani facebookta kahramanlık yapıp da gerçek hayatta ikiyüzlülük yapmıyorum. Yani bir zamanlar arkasından adice konuştuğum kişilere sığınmıyorum. Düşmanım, dostum menfaatim ölçüsünde değişmiyor. Dostum hep dost. Düşmanım ise hep düşman ve ilk fırsatta, cezası kesilir. En önemlisi kartlar açık! Kime düşmanım, o kendini bilir. Kime dostum, kime yoldaşım, kime yar… Açık ve seçik meydandayım. Her daim.
FACEBOOKTA salak saçma şeyler yazıp da yüzüme dahi bakmaya cesareti olmayan facebook kahramanları. Ucuz ve aciz kahramanlar. Benimle sidik yarıştıracağınıza adam olmayı deneyin. Çünkü adam olursanız zaten benle bir problem yaşamazsınız. Benim adam gibi adam olanlarla hiçbir zaman sorunum olmadı. Düşmanlığımda! Eğer birine sırt çevirdiysem bu onun adam olmayışındandır. O sebepten adam olmayı deneyin. Adam olmayı bilmiyorsanız gelin öğreteyim. (Aslında öğretilebilir mi? Çok emin değilim!)
Kısacası, ben gerçek hayatta da, köşe yazımda da, radyo yayınımda da, facebookta da buyum. Neysem o’yum. Kafamı kuma sokup, bıyık altından tehdit etmiyorum. Apaçık tehdit ediyorum. “Yakarım” diyorsam “yakarım”. Ha bugün ha o’gün! Gerekirse on yıl bekler yine yakarım! Sevgim nasıl güçlü ise dostluğum nasıl sağlamsa düşmanlığımda o kadar sağlamdır.
İLGİLİLERE DUYURULUR…
REHBERİM ŞEYMA