Asalak: bir canlının içinde veya üzerinde sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlı.
Asalak: bir canlının içinde veya üzerinde sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlı.
İster devlet ister özel sektör olsun fark etmez asalaklar mevcuttur. Sektör değişse de asalakların ana özellikleri değişmez. Sosyologlar, psikologlar veya doğal gözlem yapma yeteneğine sahip kişiler bu asalakları birkaç dakika içinde analiz yapabilirler. Kurtulmanın yolu ise maalesef yoktur. Peki, bu asalakların ortak ve farklı özellikleri nedir? Ve ne yapmak lazım. Bu asalaklara nasıl davranmak lazım?
Dedim ya asalakları farklı türlerde inceleyebiliriz. Mesela bunlardan en belirgin yapıda ki asalaklar mevcut işine bir TORPİLLE ya da HATIRLA yerleşmiş kişilerdir. Bu tip asalak tipler için kendini geliştirme gibi bir mekanizma maalesef mevcut değildir. Daha çok “öküz geldim öküz giderim” felsefesi hâkimdir. Ay sonunda aldığı maaş genelde bu tipleri memnun etmez. Hep daha iyisini hak ettiklerini düşünürken iyi olmak adına hiçbir çaba göstermezler. Ve genellikle belirgin bir performansın dışına çıkmazlar.
İkinci türler ise “Salla başını al maaşını” felsefesinde olan asalaklardır. Bunların kafalarında belirgin görevler vardır. Bunun üstünde bir şey yapmak onlara göre onların görevi değildir. Ve onları bu durum hiç ilgilendirmez. Hatta başka hiçbir şey onları ilgilendirmez. “Ben işimi yaparım kardeşim” felsefesine uyarak sadece işlerini yaparlar. Ya da yaptıklarını zannederler. Onlara göre birkaç iş dışında ki işler hep başkalarının işidir. Mesela ağlayan bir öğrenci gören öğretmenin ilgilenmek yerine “aman bu rehberliğin görevi” demesi gibi… Ya da az dersi olan bir öğretmenin boş boş oturacağıma şöyle şöyle çalışmalar yapayım demek yerine “ben görevimi yapıyorum, dersime giriyorum” demesidir.
Üçüncü asalak tipler ise şov yapmaya bayılan tiplerdir. Küçük bir işi söylene söylene yaparlar. Yoğun olduklarını iddia ederler. Velhasıl gel gör ki aslında hiçbir şey yapmazlar. Yapıyor gibi görünürler. Ben bu tiplere “AĞZINI YÜZÜNÜ SALLAYAN ASALAKLAR” diyorum. Ve maalesef etraflarını da buna inandırırlar. Fakat belli bir süre bu asalakların aslında yoğun olmadıkları yüzlerine vurulduğunda çok fena şeyler yapabilirler.
Dördüncü asalaklar ise KISKANÇ tiplerdir. Mevcut işlerinde aslında gereken yeteneğe sahip değillerdir. Ve bu durum onları çıldırtır. Çıldırttığı için başka şeylere yönelirler. Örneğin hiçbir şekilde konuşma yeteneği olmayan biri vardı. Yayının her dakikasında en az on kez “ıııı….” çekerdi. Konuşma yeteneği yok, cümle kuramıyor, yorum yapamıyordu. Kıskançlıktan nereye ne yapacağını şaşırtmış bir durumdaydı. Ve başka hünerlerini göstererek ayakta durmaya bir anlamda motive olmaya çalışıyordu. Bu tür asalakların genelde “yalakalık yaparak yetkili kişilerin gözünde olma çapası” vardır. Bu türün bazıları ise mesai saatlerinin çok büyük kısmını dedikodu yaparak geçirir. Kimin nasıl giyindiğinden ne yaptığına her şeyi konuşur. Çünkü mesai saatini dolduracak bir işi üretemediği için bu şekilde tatmin olur. Bu tür asalaklar işyerlerinde kendisi gibi olan asalaklarla birleşir. Ve mesaide göstermelik birkaç iş yaptıktan sonra dedikodu ile bir otorite kurar.
Bir de saldırgan asalaklar vardır. Bunların için de en en tehlikelisi bunlardır. Bunlar ayakta durmak adına her fenalığı yapabilir. Ahlak gibi bir terimin farkında bile değillerdir. Yani hiçbir şekilde sınır tanımazlar. Bu saldırgan asalaklar kendilerinin asalak olduğunun farkındadırlar. Ve en büyük korkuları bunun başkalarının bilmesidir. İşte bu sebepten hep tedirgindirler. Hep saldırgandırlar. Yaptıkları işten daha iyisini yapanı görünce asla tahammül edemezler. Aşırı derece de hırslıdırlar. Bunlarda çok fazla çalışıyormuş gibi görünürler. Ve diğer asalak türlerine göre gerçekten en çalışkanı bunlardır. Fakat hataları mevcut zaman ve enerjilerini kurnazlık ile geçirdiklerinden iş anlamında fazla üretken olamazlar. Bunlarda diğer asalaklar gibi mevcut bir gücü arkalarına almadan ayakta duramazlar.
Ve sonuç… Mevcut asalaklar hangi tür olurlarla olsunlar asla mutlu olamazlar. Çünkü her şey bir yana tatmin olamazlar. Yukarda belirttiğim gibi çoğu kendilerinin asalak olduklarının farkında oldukları için bunu başka birine belli etmek istemezler. Bu sebepten cesur gibi görünen korkaktırlar. Velhasıl bunlardan hiçbir şey olmaz. Olsa bile belli bir dönem sonra yıkılmaya, yok olmaya mecburdurlar. Çünkü diğer insanlara göre daha hızlı yıpranırlar. Daha çabuk çökerler.
Eğer yetkili iseniz bu asalakları mevcut işyerlerinizde barındırmamaya çalışınız. Çünkü bu asalaklar maalesef her zaman kuruma zarar verirler. Yukarıda tanımını yaptığımız üzere asalakların ortak özelliği “ZARAR VERMEKTİR” . Çalışkan insanlarında asabını bozmak için özel bir gayret gösterirler. Tabiri caizse her fırsatı değerlendirirler.
Yetkiniz ondan kurtulmak için yeterli değilse yapabileceğiniz tek şey Murat Boz’un dediği gibi “Merhaba Merhaba”. Daha ötesinde bir arkadaşlık olayına girerseniz zarar görürsünüz. Çünkü sizi de o asalak sürülerine katmak isterler. Olabildiğince uzak durmanızı tavsiye ederim. Bu arada sakın asalak olduklarını söylemeyiniz. Çok tehlikeli olabilirler.
HER ŞEY GÖNLÜNÜZCE OLSUN…