Moldovalı İngilizce Okutmanı ASÜ’den Ayrıldı
Karısını Öldüren Katil Koca Tutuklandı
Hırsızlığa Karşı Kelepçeli Çözüm
Yazlık Bakım Yaptırmayı İhmal Etmeyin
Bu yazı 03 Subat 2011, Persembe 14:21:30 tarihinde eklendi. 1219 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bilinçli Müslüman Olmak - Yunus Yağmur

“Galü-bela”da bilgiyle sınanmaya başladı insanlık tarihi. Bilmek ve kavramak bu manada farklılaşır. Anlama dönüşmeyen bilgi, kavranamayan bilgi sinede yük olmaya başlar.
Bilinçli Müslüman Olmak

“Galü-bela”da bilgiyle sınanmaya başladı insanlık tarihi. Bilmek ve kavramak bu manada farklılaşır. Anlama dönüşmeyen bilgi, kavranamayan bilgi sinede yük olmaya başlar. Eşyanın isimlerini saymakla başladığımız yaşam serüvenine, eşyanın esrarını Yüce Yaratana ve ya anlamsızlığa irca etmekle farklılaşamaya başlıyoruz. Varlığın esrarını anlamsızlaştıranlar için bilgi bir yük iken; vahyin ışığında yürüyenler için bilgi bir hikmete dönüşür. Kuran sık sık müminleri kavramaya, akletmeye, düşünmeye davet eder. Düşünemeyenlerin hayatlarında hayır (la ilahe)a yer yoktur. Oysa iman önce red le başlar. “la ilahe” düşüncenin önündeki bütün sahte varlıklara hayır diyebilmenin diğer adı; dini az bir değer karşılığında satanları, niyet okuyucuları, düşünce hırsızlarını, yaratana aracılık ettiklerini iddia edenleri, kısacası tüm aracıları yüreklerimizden söküp atmanın diğer adıdır. “La ilahe” demeden “illallah” demeyi Kuran müşriklik olarak tanımlar. Cahili toplumun bu büyük hastalığı “Allah’ a biz ulaşamayız, O’na yakın olan O’nun sevdiği birilerini aracı kılmalıyız.” şeklinde bir saplantıya dönüştü. Maalesef bu saplantı İslam Dünyasını bir ur gibi sardı. Sonunda bizlerin yerine düşünen, karar veren, doğruyu yanlışı bize bildiren insandan putlar ürettik. Bunlara ismet sıfatını da yükleyerek şefaat beratlarını verdik. Bu kutsiyetin ardından onlara yaşamlarımızı havale ettik. İnsanlık onuruyla bağdaşmayan bu durum biraz da işimize geldi. Çünkü biz düşünme zahmetine katlanmıyor onlara havale ediyorduk. Düşünen insanın varlık sancısı çekeceğini, zulme, adaletsizliğe, sömürüye sessiz kalamayarak isyan edeceğini ve elini ne pahasına olursa olsun taşın altına koymaktan çekinmeyeceğini biliyorduk. Düşünüp üretmekle, kafalarını kiraya vererek zombileşmek arasında hep sıkışıp kaldık. Zaten zombileşenler, süslü yaşamlarında kafa konforlarını bozamazlar. Zombiler itaatle, tapınmak arasındaki ince çizgiyi hiçbir zaman yakalayamazlar.

 Onlar fildişi kulelerinde etliye sütlüye karışmadan cennete gidileceğini sanırlar. Hatta farkı kitaplar okumaktan bile korkarlar.Çünkü onları yönetenlerin farklı düşünceye tahammülleri yoktur.  Farklı düşünebilmenin kendi ihtişamlı saltanatlarının sonunu getireceğinin farkındadırlar.

“İnsanların imanları, bilgileri kadardır” der Mevlana. Bilgi imanla bütünleşince bilince dönüşür. Bilinç ise “kendin istediğini mümin kardeşin için de isteme” duyarlılığına ulaştırır. İnsan hep kendisi için yaşayan sefil bir varlık olmaktan çıkarak, diğerlerini de düşünen eşrefi mahlûk derecesine yükselir. “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” hitabı sanki yüreklerimize “bilenler farklı olmalı” anlamını fısıldıyor.

 Özlemle beklediğimiz halde bir türlü gelmeyen rahmetin, yeryüzündeki dengenin niçin bozulduğunun, 80 milyar insanı besleyebilecek kapasitede bir dünyada yaşıyor olmamıza rağmen insanların neden açlıktan öldüklerinin; nüfusun %20 sinin neden dünya kaynaklarının %80 ine sahip olduklarının; bir balinayı kurtarmak için donanmalarını seferber edenlerin, dünyanın değişik yerlerinde her gün onlarca insan öldürülürken sessiz kalmalarının, hülasa değerlerin yozlaşmasının nedenlerini ancak bilinçli Müslümanlar olmakla kavrayabiliriz. Sadece namaz, oruç gibi dini ritüelleri yerine getirip dünyada olup biten olaylara duyarsız kalan birine bilinçli demek mümkün mü?.

Bütün bunları yapmanın yanında, yeryüzündeki dengenin ve tüm değerlerin korunması, yaşatılması için mücadele etmektir bilinçli olmak.

Irak’taki, Somali’deki, Filistin’deki, Doğu Türkistan’daki, Eritre’deki, Filipinlerdeki Müslüman kardeşlerimiz ve dünyadaki tüm insanlık için kaygılanmaktır, bilinçli olmak.

Soluduğumuz havayı, faydalandığımız nimetleri, emanet edilen bedenimizi  mülkü  yüce Yaratıcın istekleri doğrultusunda kullanmaktır, bilinçli olmak.

Bilinçli olmayı günümüz kavramlarından “vizyon sahibi olmak” şeklinde tanımlayabiliriz. Şunu hiç unutmayalım ki, yeryüzü zombilerle değil, vizyon sahibi müminler eliyle hakkın ışığına kavuşacaktır.Son sözü şaire bırakmak en güzeli;

“Ey Müslüman  İslam’ı öyle diri öyle sağlam yaşa ki;

Seni öldürmeye gelen sende dirilsin! “

Selam ve dua ile.

  

                                                                                          Yunus YAĞMUR

                                                                                                              yunus.yagmur@hotmail.com

Yazdır Paylaş
Diğer Yunus Yağmur Yazıları

GaziSOFT Php Profesyonel Haber Yazılımı
haberler